UZAY

   

 

Peygamberler Tarihi

 

KUR'ANI KERİM

 

Ezan Vakitleri

ÇOCUKLAR BURAYA

TECVİTLİ ÖĞRENME

KIYAMET

 

 

 

 

SAHİPSİZ

SOKAK

HAYVANLARI

hayvan tedavi

Elma sirkesi serperek hayvanları UYUZ HASTALIĞI ından kurtarabiliriz.  Sokak hayvanına 1 bardak elma sirkesi serpin 1 haftada dünya güzeli olacaktır.

İmam ı Gazali  "İnleyen bir sokak köpeğinin ayağındaki tikeni çıkarttım ve o an kalp gözüm açıldı" buyurmuştur. (Rivayete göre bu köpek Türkçe olarak Gazali'ye ALLAH RAZI OLSUN demiştir.)

Kendi hayvanınızın yıkama suyuna sirke karıştırabilirsiniz. Hayvan ürküyor müsade etmiyorsa Uyuz (sokak köpeği evdeki köpek, kedi, kuş, eşek) hayvan muhtemelen müsade etmeyecektir, zira uyuz olan hayvan herkese ve hayata küsmüş ve mutsuzdur.  Et, kemik ve mama veya içme suyuna elma sirkesi karıştırısanız  tedavi yine başlar.  Hayvan uyuzu insana zarar vermez. Eğer huylanırsanız veya evde hayvan bit pire bıraktıysa yine ELMA SİRKESİ:  Banyo yaptığınızda  durulanma suyunuza veya çamaşır yıkarken makinanınıza 1 tatlı kaşığı ELMA SİRKESİ karıştırın kaşıntı, bit pire vb den eser kalmayacak.

HAYVANLARA GÖREVLERİMİZİ ANLATAN İSLAMİ KAYNAKLAR

Cennete ne zengin cimri, ne de kaba merhametsiz girer."
Ebu Davud, Edeb 8, (4801).

 

Hayvanın sırtındakiler Mel'undur.” Hz. Muhammet
 

Bu Hadisin (Peyganber sözü) sebebi: Resulüllah efendimiz, üç kişinin bir deveye bindiklerini görünce:
“Lanet, Allah'ın rahmetinden uzak kalmak demektir. Onlar, bindikleri hayvana merhamet etmediklerinden kendileri de Allah'ın rahmetinden uzak kalmışlardır.” diye buyurdular.

 

(Derdini anlatmaktan aciz olan) hayvanlara karşı Allah’dan korkunuz. Onlara sağlıklı olarak bininiz ve onları sağlıklı olarak yiyiniz.  Hz Muhammet

 

Bu hayvanlara sağlıklı olarak binin ve onları sağlıklı olarak bakınız. Yollarda, çarşı ve pazarlardaki konuşmalarınızda onları iskemle gibi kullanmayınız. Nice binekler vardır ki; binicisinden daha hayırlı ve Yüce Allah'ı daha çok zikredendir. Hz Muhamet

 

HAYVANLAR ALLAH'I cc SÜREKLİ ANARLAR (TESBİH)

“Peygamberlerden birini bir karınca ısırdı. Bunun üzerine peygamberin emri ile o karınca yuvası yakıldı. Cenâb-ı Allah, o peygambere şöyle vahyetti (bildirdi): “Allahı tesbih eden ümmetlerden (topluluklardan) birini yaktın.”
Kainattaki tüm varlıklar, Allah'ı tesbih ederek zikrederler. Bu yüz­den bir hayvan öldürmek veya bir hayvan topluluğunu yok etmek, bir ümmeti ortadan kaldırmak olur.  (Hz. Muhammet)

 

Muavîye El-Müzenî'nin babası Kurre, sevgili peygamber efendimize

“Ben koyununu kesmek için alıyorum. Ona ne diye merhamet edeyim.” dediğinde Resulüllah efendimiz bu hadisi şerifi buyurdular.

“Koyuna merhamet edersen, Allah da sana merhamet eder.


“Cenâb-ı Allah, her hususta iyi davranmayı farz kılmıştır. Kısas-olarak öldüreceğiniz zaman en iyi (acı vermeyecek nedeni) bir şekilde öldürünüz. Ve hayvan keseceğiniz zaman da, kesmenin usul ve şartlarına ria­yet ederek ıkesin. Hayvana eziyet vermekten kaçının.”

 

“Her kim haksız (boş) yere bir serçe öldürürse, Cenâ'b-ı Allah kıyamet gününde onun hesabını (kendisine soracaktır.” HŞ

 

“Yürekleri kuşların yürekleri gibi olan kavimler cennete gireceklerdir.”

 

Unutmayın, Hayvanlar Allah azimüşşanın sessiz kullardır şimdi susuyorlar ama ahirette konuşacaklar. (Hz. Mevlana)

 

 

 

 

KUR'AN DA GEÇEN  DUALAR

 

UYKU İÇİN

İçinde uyku terimi geçen bir ayet. (Biz denedik) Şeytan sizi uyutmuyorsa, kaygılarınızı sürekli sufle ediyorsa, aşağıdaki ayeti besmele çektikten sonra 10 kadar tekrar edin bu sefer şeytan rahatsız olacak  ve sizi bırakacaktır, inş.  "La havle vela kuvvete illa billa hil aliyül azim"  duası da  şeytanı refüze eder. Peygamber efendimiz uykuya başlarken ve bir çıkmaza girdiklerinde Felak ve Nas surelerini okurmuş.

 

Bismillahirrahmanirrahim

Ve ce alna nevmeküm sübata. (Nebe suresi)

 

 

EŞ ve EVLİLİK İÇİN

İçinde çift yani eş terimi geçen bir ayettir. Temiz eş dileyerek okuyun aksi bir seçim, fikir veya  aşk ömrünüzü bitirir unutmayın

 

Bismillahirrahmanirrahim

Ve haleknaküm ezvaca. (Nebe suresi)

 

 

 

Allahümme ecirnâ mine’nnâr! Âmin.
 

 

 

 

Tin suresi kötü huyları olanların

okuması gereken bir suredir. Kötü huylardan kurtarır.

 

 

Esma ül Hüsna

ALLAH CC SIFAT İSİMLERİNDEN BAZILARI

 

Allah cc

"O kendinden başka hiç bir ilah bulunmayan tek bir Allah'tır.
er-Rahman

":Esirgeyici,bütün mahlukatına rahmetiyle muamele eden(dünyada)
er-Rahim

":Bağışlayıcı,sevdiklerine ve müminlere merhamet eden(ahirette)
el-
Melik

":Mülkün sahibi,mülk ve saltanatı devamlı olan.
el-
Kuddüs

":Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
el-
Selam

":Her çeşit afet ve kederlerden emin olan.
el-
Mü'min

":Kullarına emniyet veren.Kendinin ve peygamberlerinin dogrulugunu
ortaya koyan,kullarına yaptıgı vadinde sadık.
el-
Müheymin

" Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden,her şeyi gözetip koruyan.
el-
Aziz

":İzzet sahibi,maglup edilmesi imkansız olan,her şeye galip olan.
el-
Cabbar

Azamet ve kudret sahibi,istediğini mutlak yapan,dilediğine muktedir olan.
el-
Mütekebbir

":Ululuk sahibi,her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren.
el-
Halik

":Her şeyin varlığını ve gecireceği halleri takdir eden,yaratan,yoktan vareden
büyüklükte eşi olmayan.
el-
Bari

:Her şeyin aza ve cihazını birbirine uygun yaratan.
el-
Musavvir

:Tasvir eden ,her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
el-
Gaffar

Kullarının günahını örten,magfireti çok,günahları bağışlayıcı.
el-
Kahhar

Her şeye,her istedigini yapacak surette,galip ve hakim.
el-
Vahhab

":Çok fazla ihsan eden,çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan.
18-"el-Rezzak

Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşilayan.
el-
Fettah

":Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran,darlıktan kurtaran.
el-
Alim

":Her şeyi en ince noktasına kadar bilen,ilmi ebedi ve ezeli olan.
el
-Kabıt

" Dilediğine darlık veren,sıkan,daraltan.
el-
Basit

" Dilediğine bolluk veren,açan,genişleten.
el-
Hafıd

Yukarıdan aşağıya indiren,alcaltan,dereceleri düşüren.
el-
Rafi

Yukarı kaldıran,yükselten,dereceleri yükselten.
el-
Muiz

":İzzet veren,aziz kılan.
el-
Müzil

":Zillete düşüren,hor ve hakir eden.
el-
Semi

Her şeyi işiten,kullarının niyazını kabul eden.
el-
Basir

Her şeyi gören.


el-
Hakem

Hikmet sahibi olan,yaptığı her işte hikmeti gözeten,hükmeden.
el-
Adl

" Son derece adaletli olan.
31-"el-
Latif

":En ince işlerin bütün inceliklerini bilen,lütuf ve ihsan sahibi olan.
32-"el-
Habir

":Her şeyi iç yüzünden,gizli tarafından haberdar olan.
33-"el
-Halim

":Yumuşak davranan,hilmi çok olan.
34-"el-
Azim

Pek azametli olan,yüce.
35-"el-Gafur":Çok bagışlayan,magfireti çok.
36-"el-Şekur":Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşilayan.
37-"el-
Aliyy

":Çok yüce.
38-"el-
Kebir

":Pek büyük.
39-"el-
Hafız

":Yapılan işleri bütün tavsilatıyla hıfzeden,her şeyi afad ve beladan koruyan.
40-"el-
Mukit

":Bilen,tayin eden.Her yaradılmışın rızkını veren.
41-"el-
Hasib

":Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen. Mahlukatına kafi olan.
42-"el-
Celil

":Azamet sahibi olan,ululuk sahibi olan.
43-"el-Kerim

":Çok ikram edici
44-"el-
Rakib

".Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan.
45-"el-
Mucib

".Kendine yalvaranların isteklerini veren,duaları kabul eden.
46-"el-
Vasi

":Lütfu bol olan.
47-"el-
Hakim

":Emirleri,kelamı ve bütün işleri hikmetli,hikmet sahibi olan.
48-"el-
Vedud

":İyi kullarını seven,rızasına indiren ve sevilmeye layık olan.
49-"el-Mecid".Şanı,şerefi çok üstün olan.
50-"el-Bais".Ölüleri dirilten ,kabirlerden çıkaran.
51-"el-Şehid".Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan.
52-"el-
Hakk

":Vacib'ul vücut olan,varlıgı hiç degişmeden duran.
53-"el
Vekil

":Tevekkül sahiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.
54-"el-
Kaviyy

":Pek kuvvetli.
55-"el-
Metin

":Pek güclü.
56-"el-
Veliyy

" Seckin kullarının dostu.
57-"el-
Hamid

":Ancak kendine hamd edilen,bütün varlığın diliyle övülen.
58-"el-Muhsin":Namütanahi de olsa,bir bir herşeyin sayısını bilen.
59-"el-
Mubdi

":Mahlukatı maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratan.
60-"el-
Muid

":Yaradılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan.
61-"el-
Muhyi

":İhya eden,dirilten,can bağışlayan,saglık veren.
62-"el-Mümit

":Canlı,bir mahlukatın ölümünü yaratan,öldüren.
63-"el-
Hayy

" Diri,tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi.
64-"el-
Kayyum

":Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen,evveli olmayan.
65-"el-
Vacid

".istediğini,istediği vakit bulan.
66-"el-Macid

".Kadri ve şanı büyük,kerem ve müsemahası bol.
67-"el-Vahid

":Tek.Zatında,sıfatlarında,isimlerinde,efaili nde ortağı ve benzeri olmayan.
68-"el-Samed

":Her şey O na muhtac,fakat O hiç birşeye muhtac degil.
69-"el-
Kadir

":istediğini,istediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70-"el-
Mukdedir

":kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
71-"el-
Mukaddim

":İstediğini öne getiren,öne alan.
72-"el-Muahhir".İstediğini geri koyan,arkaya bırakan.
73-"el-
Evvel"

:Her şeyden önce var olan.
74-"el-Ahir":

Her şey helak olduktan sonra geri kalan.
75-"el-
Zahir":Varlığı sayısız delillerle açık olan.
76-"el-
Batın":Akılların idrak edemeyecegi yüceliği gizli olan.
77-"el-
Vali"

:Bu muazzam kainatı ve bütün hadisatı tek başina idare eden.
78-"el-
Müteali":

Aklın mümkün gördüğü her şeyden,her halden pek yüce olan.
79-"el-
Berr":Kullarına iyilik ve ihsanı,nimetleri bol olan.
80-"el-
Tevvab":Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan.
81-"el-
Muntekım".Günahkarlara,adaletiyle,müstahak oldukları cezayı veren.
82-"el-
Afüvv".

Affeden,magfiret eden.
83-"el-
Rauf"

:Merhamet edici.pek şefkatli.
84-"
Malik'ül-Mülk":

Mülkün ebedi ezeli sahibi.
85-"
Zülcelali ve'l-İkram":

Hem azamet sahibi,hem fazlu kerem sahibi.
86-"el-Muksit":Hükmünde ve işlerinde adaletli olan.
87-"el-
Cami"

:İstediğini istedigi zaman istediği yerde toplayan.
88-"el-
Ganiyy":Çok zengin,hiç birşeye muhtac olmayan.
89-"el-
Mugni" Diledigine zenginlik veren müstagni kılan.
90-"
el-Mani"

:Bazı şeylerin meydana gelmesine müsade etmeyen,engelleyen.
91-"el-
Darr":

Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan,hüsrana ugratan.
92-"el-
Nafi":

Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan,faydalandıran.
93-"el-
Nur":

Alemleri nurlandıran,diledigine nur eden,nur olan.
94-"el
-Hadi":Hidayete kavuşturan,kulunu hayırla muvaffak kılan.
95-"el-
Bedi":

Örneksiz,misalsiz,acaip ve hayret verici alemler yaratan.
96-"el-
Baki":Varlıgının sonu bulunmayan,ebedi olan.
97-"el-
Varis":

Varlığı devam eden,servetlerin hakiki sahibi.
98-"el
-Raşit":

Bütün alemleri dosdogru bir nizam ve hikmetle akıbetine ulaştıran.
99-"es-
Sabur":

Çok sabırlı olan,isyankarlardan acele intikam almayan.

 

 

 

 

7 Cehennem

 

1. Nâr:

Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah’a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar nar‘ın  yakıtıdırlar. (Ali İmran 3.10)

2. Cahîm:
İnkar edenlere ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar Cahim‘e girecek olanlardır (Maide 5.86 )
3. Hâviye:

Düşenlerin bir yer çoğunun asla geri dönemediği büyük hesapsız uçurum.


İşte onun anası  Hâviye‘dir. (Karia 101.9)
4. Saîr:

Şüphesiz Allah, kafirlere lanet etmiş ve onlara Saîr  hazırlamıştır. (Ahzap 33.64)
 

5. Lezâ:


Hayır (ne mümkün)! Şüphesiz cehennem, lazâ’dır  (Mearic 70.(15-16))
6. Sakar:

Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, Sakar‘ı  tadın! denecek.
7. Hutame:

 

Hayır! And olsun ki o, Hutâme’ye  atılacaktır. ( Huzeme 104.4)

 

8 Cennet

Dâri celal : Beyaz nurdan dır
Dâri karar : Kırmızı yakuttan dır
Dâri selam : Yeşil zebercetten dir
Cennetül huld : Mercandan dır
Cennetül mevâ : Gümüşten dir
Cennetü adn : Altından dır
Cennetül firdevs : Hem altından hem de gümüşten dir
Cennetü naim : Kırmızı yakuttan dır.

 

 

 

 

KURAN-I KERİM SURELERİN SIRLARI VE FAZİLETLERİ

KURAN-I KERİM SURELERİN SIRLARI
1) Her kim, FATİHA sûresini vird ederek devam eylerse, Cenabı-Mevlâ o kimsenin dünya ve âhiret bütün maksudunu bahşeder ve o kimseyi bütün âfetlerden muhafaza eder. Doktorların ümit kestikleri herhangi bir hasta için. yazılır ve suyu içirilirse, Allahu teâlânın lûtfu ile gifâyâb olur.
2) BAKARA sûresini okuyan kimseye, asla şe'amet, büyü ve sihir tesir etmez, Hak celle ve âlâ kendisini bunlardan muhafaza buyurur.
3) ÂL-İ-İMRAN sûresini, her kim üç defa okursa Hak teâlâ ümit etmediği yerden mal verir ve zengin eder. Kul borcundan da kurtarır.
4) NİSA sûresini, erkek veya kadın her kim okursa, Hak teâlâ karı-kocanm aralarını islâh eder, dirlik düzenlik ihsan ve inayet eyler.
5) MÂ'ÎDE sûresini, kırk defa okuyan kimseye, Allahu teâlâ bol rızık, mal ve makam ihsan buyurur.
6) ENAM sûresini, kırk bir defa okuyanların, kapalı kısmetleri açılır, karışık işleri ve halleri düzelir, Allahu teâlâ düşman şerrinden muhafaza buyurur.
7) Â'RAF sûresini okumaya devam edenler, âhiret azabından kurtulurlar.
8) ENFÂL sûresini yedi defa okuyan, günahsız ise zindandan kurtulur, bütün kötülüklerden ve şerlerden emin olur.
9) TÖVBE sûresini, on yedi kerre okuyan kimsenin bütün hacetleri, taraf-ı ilâhiden kaza olunur, fena kimselerden ve hırsızların şerrinden emin olur.
10) YUNUS sûresini, her kim yirmi bir kerre okursa, Hak teâlâ düşmanlarına fırsat vermez ve şerlerinden emin kılar.
11) HÛD sûresini, her kim üç kerre okursa haceti reva ve denizde boğulmaktan Allahu teâlânın lûtfu ile emin olur.
12) YUSUF sûresini, her kim okursa Allahu teâlânın lûtfu ile hasretine kavuşur ve bütün mahlûkatın gözüne şirin görünür.
13) RA'D sûresini, her kim okursa çocuklarım görünmeyen kuvvetlerin şerrinden Allahu teâlâ hıfzeder ve ağlayan çocuğa okunsa derhal susar. Gerek okuyan ve gerekse çocukları yıldırım ve şimşekten hıfzolunurlar.
14) İBRAHİM sûresini, her kim yedi kerre okusa, Hak teâlâ okuyanın düşmanlarına fırsat vermez, ana ve babasının rizasmda bulundurur.
15) HICR suresini, üç kerre okuyan kimse alışverişinde bereket bulur.
16) NAHL sûresini, her kim yüz kerre okursa düşmanı zafer bulamaz ve Allahu teâlânın keremi ile her türlü maksuduna nail olur.
17) İSRÂ sûresini, yedi kerre okuyanlar; gammazların, hasetçilerin şerlerinden emin olurlar, Hak teâlâ düşmanlarına fırsat vermez. (Yazılarak suyu küçük çocuklara içirilirse, fiilleri açılır.)
18) KEHF sûresini, her kim cuma günü bir kerre okursa, ertesi cuma gününe kadar bütün kazalardan, belâlardan hak teâlâ kendisini korur, âhir zaman fitnesinden, Deccal'dan ve şerlerinden emin olur, sıhhat ve afiyet ihsan buyurur.
19) MERYEM sûresini, her kim kırk bir kerre okursa, Hak teâlâ rızıklar ihsan buyurur ve yoksulluktan kurtulur.
20) TÂ-HÂ sûresini, her kim yirmi bir kerre okursa, evde kalan kız evlâdına kısmet çıkar, salih bir er nasip olur.
21) ENBİYÂ sûresini, her kim yetmiş kerre okursa, gizli korkulardan kurtulur, okumağa devam ederse Hak teâlâ kendisine salih çocuk ihsan buyurur.
22) HAC sûresini, her kim devamlı olarak okursa, kıyamet korkusundan emin olur ve ölümü de asan olur.
23) MÜ'MİNÛN sûresini, her kim devamlı okursa, Hak teâlâ kendisine salâh-ı hal, tövbe tevfik ve müyesser eyler.
24) NÛR sûresini, her kim daima okursa, Hak teâlâ kalbinde iymanını muhkem kılar ve şeytanın vesvesesinden halâs eder.
25) FÜRKAN sûresini, her kim yedi kerre okursa, Hak teâlâ o kulunu düşman şerrinden emin eder ve fena yerlere gitmekten korur.
26) ŞU'ARÂ sûresini, yedi kerre okuyan kimseye, Hak teâlâ bütün mahlûkatı muhabbet ettirir ve hepsi ile hoş-hal olur.
27) NEML sûresini, her kim daima okursa, Hak teâlâ o kimseyi zâlimlerin şerlerinden hıfzeder.
28) KASAS sûresini, yedi defa okuyan kimseyi, Hak teâlâ büyük bir kazadan ve büyük bir düşmandan emin kılar.
29) ANKEBÛT sûresini, her kim yazarak suyunu içerse, Allah'ın keremi ile unutkanlığı gider ve kuvve-i hafızası sıhhata kavuşur.
30) RÛM sûresini, harp zamanında zafer niyyeti ile üç kerre okursa, islâm askerine nusret-i ilâhi yetişir ve düşmanı mağlûp eder.
31) LOKMAN sûresini, yedi kerre okuyan kimsenin, maddî ve manevî hastalığı ve karın ağrısı ve benzeri illetlerine Allah şifa ihsan eder.
32) SECDE sûresini, yazarak bir şişeye koysa ve şişenin ağzını sıkıca kapattıktan sonra evin bir tarafına gömse, o ev ateşten korunur ve her türlü düşman şerrinden, emin olur.
33) AHZÂB sûresini, kırk bir kerre okuyanın, işi ticaret ve kazancı bol olur, Hak teâlâ bütün müşkillerini kolaylaştırır ve kendisine bereketini ihsan buyurur.
34) SEBE' sûresini, yetmiş kerre okuyan kimsenin büyük yanındaki karışık hacetini, Hak teâlâ giderir.
35) FÂTIR sûresini, her kim okursa görünmeyen kuvvetlerin, şeytanların ve insan şeytanlarının şerlerinden emin olur, Hak teâlâ bu sûreye devam edenlerin ömürlerine bereket verir.
36) YÂ-SİN sûresini, yetmiş kerre okuyan kimsenin muğlâk hacetleri reva olur. Ölen kimsenin, yıkandıktan sonra yanında kıraat edilse, kabrinde defni sırasında da okunsa, o cenazeye sayılarını ancak Allahu teâlânın bileceği rahmet melekleri tâbi olurlar ve o meyyitin suali asan olur, kabir azabından emin olur. Eğer, yazılarak suyu içilse, Hak teâlâ o kimsenin gönülüne öyle bir nur ihsan buyurur ki, bu nur ile gamı, kasaveti ve bütün endişeleri zail olur ve sıkıntılarından kurtulur. Akşam - sabah okunması vird edinilse, dünya fakirliğinden kurtulur, âhiret azabından emin olur ve kendisine cennette yüksek bir makam ihsan buyurulur. Zira, Resul aleyhisselâm: (Her şeyin kalbi vardır. Kur'an-ı azimin kalbi de Yâsin-i şeriftir.) buyurmuştur.
Ey yaranlar:
Yâsin sûresini çokça okuyun, feyzini ve bereketini yakın bir zamanda görürsünüz.
37) SAFFÂT sûresini, her kim yedi kerre okursa, kendisine rızık bereketi ihsan buyurulur.
38) SAD sûresini okumaya devam eden, şeytanın ve insan şeytanlarının şerlerinden emin olur.
39) ZÜMER sûresini, okumaya devam eden kimse, hak katında aziz olur ve kerem-i ilâhiyye nail olur.
40) MÜ'MÎN sûresini, yedi kerre okuyan kimsenin istek ve hacetini Hak teâlâ reva kılar.
41) FUSSİLET sûresini, bir kerre okuyan kimse hırsız, yankesici ve eşkiya şerrinden emin olur.
42) ŞURA sûresini, otuz üç kerre okuyan kimseyi, Allah celle düşman korkusundan emin kılar.
43) ZUHRUF sûresini, okuyan kimsenin gönlüne şeytan vesvesesi yol bulamaz.
44) DUHÂN sûresini, devamlı olarak okuyan kimselere, bütün halk muhabbet eder.
45) CÂSÎYYE sûresini, sefere çıkan bir kimse, kırk kerre okursa, seferi mübarek olur, selâmetle vatanına avdet eder.
46) AHKAF sûresini, bir kimse yazarak sandığı veya dolabı içerisine koysa, Hak teâlâ kumaşlarını güve denilen hayvanın yemesinden hıfzeder.
47) MUHAMMED sûresini, harp vaktinde her gün kırk bir kerre okurlarsa, Allahu teâlâ islâm askerine nusret, muvaffakiyet ve selâmet ihsan buyurur, düşmanlar ise kahr-ü perişan olurlar.
48) FETH sûresini, kırk bir kerre okuyan kişinin işlerini Hak teâlâ feth-i asan buyurur. Harp vaktinde, her gün MUHAMMED sûresi ile birlikte okunsa, düşman harp meydanından firar eder.
(İstiklâl savaşı sırasında, Sakarya meydan muharebelerinde, tabur imamı merhum gazi Naci Efendi, harbin en kritik bir anında bu iki mübarek sûreyi, askerler arasında bulanan hafızlara okutmuş ve bi-nusretillahi teâlâ düşman harp meydanından münhezim ve perişan bir halde mağlûp olarak firar etmiştir. O günden sonra da, hiç bir tarafta tutunamayarak İzmir'den denize dökülmüşlerdir. Hadiseyi, merhum Naci Efendiden bizzat dinlemiş bulunuyorum. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vasi'a..)
49) HUCURAT sûresini, derdine derman bulamayan kimse, yedi kerre okuyacak olursa, Allah celle o kulunun derdine derman verir ve kendisini sıhhatine kavuşturur.
50) KAF sûresini, her cuma gecesi üç kerre okuyan kimsenin, gözü nurlanır, görme hassası asla azalmaz, daima gözü aydın ve mesrur olur.
51) ZÂRÎYAT sûresini, kıtlık vaktinde yetmiş kerre oku-salar, Hak teâlâ lûtfu ile o kıtlığı giderir, bolluk ve ucuzluk verir, bütün ekinler bereketli olur.
52) TÛR sûresini, üç kerre hastaya okusalar, Allahu teâlâ sıhhatini iade eder. Geçimsiz eşlere okusalar, karı-koca arasında ülfet ve muhabbet ihsan eder.
53) NECM sûresini, yirmi bir kerre okuyan, matlûp ve maksuduna nail olur.
54) KAMER sûresini okuyan, korktuğundan, emin olur, korktuğu kimsenin şerrinden kurtulur.
55) RAHMAN sûresini okuyanın gönlü mesrur olur, evinde ve ticaretinde bereket olur.
56) VAKIA sûresini okuyanı, Allah celle zengin ve bay eyler. Nâmerde muhtaç kalmaz. Kendisine ululuk ihsan buyurur. (Dünya zenginliği isteyenler, bu sûre-i celileyi her gün akşam ile yatsı arasında okumağa devam etsinler. Yakın bir zamanda faydasını görürler.)
57) HADİD sûresini, yetmiş kerre okuyanın işi açılır, gücü artar, sıkıntılardan halâs olur.
58) MÜCADELE sûresini, bir kimse bir avuç toprak üzerine üç kez okusa ve düşmanı üzerine saçsa, bi-iznillah düşmanı münhezim olur.
59) HAŞR sûresini, hacet için üç kerre okuyanın ne muradı varsa Hak teâlâ acilen verir.
60) MÜMTEHİNE sûresini, vird ederek daima okuyanın gönlündeki nifakı, Allah celle giderir.
61) SAF sûresini, üç kerre okuyarak üstüne üfürene, düşman zafer bulamaz.
62) CUMA sûresini, dargın olan karı-kocaların aralarını bulmak için İslahları niyyetine beş kerre okurlarsa, karı-koca barışır ve birbirlerine muhabbet ederler.
63) MÜNÂFIKUN sûresini, yüz kerre okuyan kimse, gammaz ve hasetçilerin dillerinden emin olur.
64) TEGABUN sûresini, yedi kerre okuyanın, sakladığı eşyayı Hak teâlâ hıfzeder.
65) TALÂK sûresini, yedi kerre okuyan kötü avrat şerrinden emin olur, borçlu ise borcundan kurtulur, ummadığı yerden zengin olur.
66) TAHRİM sûresini, karı-kocanm iyi geçinmeleri için okurlarsa, maksatlarına nail olurlar.
67) MÜLK sûresini, yedi kerre okuyan belâlardan emin olur, kaybettiği şeyi bulur. Akşam-sabah devam eden, kabir azabından kurtulur, kabir suallerine cevabı asan olur.
68) KALEM sûresini, on kerre okuyanın, haceti reva olur ve isabeti ayndan (göz değmesi) Hak teâlâ kendisini korur.
69) HAKKA sûresini, okuyanın düşmanı defolur ve düşman şerrinden kurtulur.
70) MEARİÇ sûresini, on kerre okuyan kimse kıyamet korkularından emin olur.
71) NUH sûresini, bir kerre okuyanın düşmanı red ve def'olur.
72) CİN sûresini, yedi kerre okuyan kimse nazardan, cin ve şeytan şerrinden, fena sözlerden emin olur. Küçük çocuklar da, her türlü kötü hallerden ÜMMÜ SIBYAN denilen manevî hastalıktan korunur.
73) MÜZEMMİL sûresini, korkak çocuk üzerine okurlarsa, korkusu zail olur.
74) MÜDESSİR sûresini okuyan bütün fenalıklardan emin olur.
75) KIYAME sûresini okuyan ve devam eden kişi, kıyamet zorluklarından kurtulur.
76) DEHR sûresini, yedi kerre okuyan kimse, bilcümle şerlerden emin olur, Ehl-i-beyt-i Mustafa'ya komşu ve şefaatlerine nail olur.
77) MÜRSELÂT sûresini okuyan-kimse iftiralardan kurtulur.
78) NEBE' sûresini, her gün ikindiden sonra okuyan kimse, kabir karanlığı görmez, kabri bu sûre-i celilenin nuru ile nurlanır.
79) NÂZÎ'AT sûresini devamlı okuyan kimse, ölüm acısı duymaz, son nefesinde canını kolaylıkla Hazreti Melek-ül-mevt'e teslim eder.
80) ABESE sûresini, bir haceti için üç kerre okuyanın bi-avnihi teâlâ haceti reva olur.
81) TEKVİR sûresini okuyan cümle mahlûkat-ı ilâhiyyeye heybetli görünür.
82) İNFİTAR sûresini, devamlı okuyan kimse son nefesinde tövbe ve tevfik ile göçer.
83) MUTAFFÎFİYN sûresini, yedi kerre okuyan kimsenin, ticaret ve kazancı bereketli olur.
84) İNŞİKAK sûresini, doğumu güç olan kadına doğumu esnasında yazıp suyunu içirirlerse, doğum meşakkatinden halâs olur.
85) BÜRÛC sûresini, yirmi bir kerre okuyan kimse, düşman şerrinden halâs olur.
86) TÂRİK sûresini, üç kerre okuyan kimse, cinlerin, şeytanın, hırsızların ve haram yiyenlerin şerlerinden halâs olur.
87) ALÂ sûresini yazarak meyve bahçesine asan kimsenin, bağ ve bahçesine asla zarar gelmez.
88) GAŞlYYE sûresini, her kim yel ve diş ağrısı içim okursa, bunlardan kısa zamanda kurtulur.
89) FECR sûresini, okuyan büyüklerin gazabından emin olur.
90) BELED sûresini, bütün manevî hastalıklara ve has-satan göz ağrısına okurlarsa, derhal def'olur.
91) ŞEMS sûresini, yirmi bir kerre okuyan, bütün korkulardan emin olur.
92) LEYL sûresini, yedi kerre okuyan, gece veya gündüz bütün korkulu yerlerden ve korkulardan emin olur.
93) DUHÂ sûresini, kırk bir kerre okuyanın çalınmış malı eline geçer.
94) İNŞİRAH sûresini, yeni elbise giydiği gün üç kerre okuyana, giydiği elbise mübarek olur. Saçını ve sakalını tararken okursa, asla fakirlik görmez.
95) TIYN sûresini, yetmiş kerre okuyan, bütün mahlûkatın gözüne güzel görünür.
96) ALÂK sûresini, büyükler huzuruna varacak olan kimse yedi kerre okursa haceti verilir ve kendisi mükerrem tutulur.
97) KADR sûresini, ramazan gecesi bin kerre okuyan, Allahu sübhanehu ve teâlâyı rüyasında görür, pazartesi gecesi beş yüz defa okuyan Nebiyyi ekremi mâna âleminde görür ve bağlı işleri fetholur.
98) BEYYÎNE sûresini okuyan düşman şerrinden emin olur.
99) ZİLZÂL sûresini, kırk bir kerre okuyanın düşmanları münhezim ve perişan olur.
100) ÂDİYAT sûresini okumaya devam eden kimse, isabet-i ayndan yani şer nazardan emin olur.
101) KARİ'A sûresini, iki kişinin aralarını islâh için okurlarsa, sulh ve selâmetle neticelenir.
102) TEKÂSÜR sûresini, her gün okuyan kabir azabından emin olur.
103) ASR sûresini, yetmiş kerre okuyanın sıkıntıları def olur.
104) HÜMEZE sûresini, yirmi bir kerre okuyan gammaz ve hasetçilerin şerlerinden halâs olur.
105) FİL sûresini, akşam ile yatsı arasında iki yüz elli kerre okuyanın düşmanı def'olur.
106) KUREYŞ sûresini, yedi kerre okuyan kimse, kendisine fenalık edebilecek kişinin korkusundan emin olur, yiyecek ve içeceğe okunur ve üflenirse bereketli olur.
107) MA'UN sûresini, kırk bir kerre küçük çocuk üzerine okurlarsa Hak teâlâ o yavruyu âfetlerden ve beliyyelerden hıfzeder.
108) KEVSER sûresini, bin kere okuyan kimse Kevser şarabından Resûl-ü ekremin mübarek elleriyle içmek nasip olur.
109) KÂFİRUN sûresini, günde üç kerre okuyan, bütün belâlardan emin olur.
110) NASR sûresini, üç kerre okuyanın iymanım Hak sübhanehu ve teâlâ şeytanın şerrinden saklar, âhirete iyman ile göçer.
111) TEBBET sûresini, bin kerre okuyan düşmanlarına galip gelir.
112) İHLÂS sûresini, haksız olarak hapsedilenler için bin kerre okurlarsa, Hak teâlâ o kimseyi hapisten halâs eder.
113) FELAK sûresini, her namaz sonunda üç kerre okuyan kimse, semavî belâlardan ve dünya kazalarından emin olur.
114) NÂS sûresini, FELÂK ile birlikte her namazın sonunda üçer kerre okuyan kimse, âfat-ı semaviyye ve araziy-yeden ve cümle belâlardan, hasetçilerin şerlerinden ve gammazların dillerinden, kötü nazardan, büyücülerden ve sihirden ve hiylekârların hiyle ve mekirlerinden, cin ve şeytanların vesvesesinden korunurlar.

“Muhakkak ki benim Subhanallah, Elhamdulillah, La ilahe illallah ve Allahu ekber demem, benim için üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha sevimlidir.”[2]

Sübhanallah: Yani; Allah’ı takdis ve tenzih etmektir. Tesbih, takdisi gerektirir. Tenzih; Allah Teala’yı ona layık olmayan her şeyden, ortaktan, çocuk ve eş edinmekten, mutlak olarak sonradan olma her şeyden berî bilmektir. Bu Allah Teala’dan başkası için uygun olmayan yüce bir zikirdir.

Elhamdulillah: Hamd’in anlamı kemaliyle övgüdür. Allah Subhanehu hamdin tamamına müstehaktır. En güzel isimler ve yüce sıfatlar O’nundur. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem buyurmuştur ki:

“Allah Teala bir kuluna nimet verir de kul “elhamdulillah” derse mutlaka bu aldığı şeyden daha üstünü ona verilir.”[3] İbn Abbas Radıyallahu anhuma dedi ki: “Elhamdulillah sözü; Allah’ın nimetini, hidayetini ve yaratmasını ikrar ederek şükretmek demektir.” Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem:

“Duaların en üstünü Elhamdulillah sözüdür”[4] buyurmuştur.

Yine Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Elhamdulillah mizanı doldurur, Sübhanallah ve Elhamdulillah sözleri göklerle ve yer arasını doldurur.”[5] Denildi ki: “Şayet bu ikisinin sevabının değerine cisim takdir edilse, göklerle yer arasını doldurur. Bu ikisinin faziletinin büyüklüğünün sebebi, “Subhanallah” sözünün Allah Teala’yı tenzihi ve “Elhamdulillah” sözünün de Allah Teala’ya muhtaçlığı ifade etmesidir.

La ilahe illallah: Yani hakkıyla mabud olan yalnız Allah’tır. Bu, tevhid kelimesi, İslamın ilk şartı ve zikirlerin en üstünüdür. Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurmuştur:

“En üstün zikir: La ilahe illallah’tır.”[6] Denildi ki: bu kelimede iki özellik vardır. Birincisi: bütün harfleri ecveftir. Yani söylenirken çıkış yerleri karındandır. Harflerinden hiçbiri be, fe, mim gibi mahreci dudak olan şefehî harflerden değildir. Bu da bunun ağızdan değil, ihlâs ile kalpten söylenmesine işarettir. İkincisi: Bütün harfleri noktasız harflerdir. Bu da Allah Teala’dan başka bütün mabudlardan tecerrüde işarettir.

Bu kelime nefiy ve ispattan ibarettir. “La ilahe” sözü Allah Teala’dan başkasından ulûhiyeti nefyetmek, “İllallah” sözü de Allah Azze ve Celle’nin ulûhiyetini ispat etmektir. Bu cümle, Allah Subhanehu dışında ibadet edilen her şeyi reddetmeyi ve zatıyla ibadete layık olanın sadece Allah olduğunu ispat etmeyi ifade eder. Bu yüzden bunu söyleyen kimsenin, söylediğinin gereği olarak fiilen reddetmesi ve Allah Azze ve Celle’nin hakkını söz ile ispat ettiği gibi fiili ile de ispat etmesi gerekir. Zira amaç dil ile söylemek değil, bilakis bu mübarek kelimenin kapsadığı manayı gerçekleştirmektir.

Bu kelimenin Müslümanların şuurunda bariz bir yeri vardır. Kul, bununla yaratıcısı Tebarek ve Teala’ya kulluğa layık hale gelir. Boyun eğiş ve Allah Azze ve Celle’yi yücelterek ikrar eder, nefsi bu kelime ile parlaklaşır, yaratıcısı Subhanehu ve Teala’ya bu kelimeyle bağlanır, kişi İslam’ını bununla ilan eder, âlemlerin rabbi olan Allah’a inanmaları bununla belirtilir, emrine itaat edenler, Allah’ın sağlam ipine sarılanlar, Allah’a itimad edenler ve işlerini Allah’a havale edenler bu kelimeyle ayrılır.

Allahu ekber: Yani; Allah Azze ve Celle’nin her şeyden büyük olduğunu söylemektir. Arap dilinde tazim ve yüceltme anlamında en son sınırdaki kelimenin Allahu ekber sözü olduğu söylenmiştir. Yani sıfat olarak her şeyden büyüktür. Şair der ki:

“Allah’ı her şeyden büyük ve ordularını en çok gördüm.”

Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem namaza başlarken “Allahu ekber” derdi. Ömer b. el-Hattab Radıyallahu anh der ki: “Kulun Allahu ekber” demesi dünya ve içindekilerden hayırlıdır.”


-
[1] Müslim; Kitabu’l-Edeb

[2] Müslim; Kitabu’z-Zikr.

[3] Sahihu Süneni İbn Mace (3067)

[4] Sahihu Süneni’t-Tirmizi (2694)

[5] Müslim; Kitabu’t-Tahare.

[6] Sahihu Süneni’t-Tirmizi (2694

 

 

(İsra 80)

Bismillahirrahmanir rahim

"Ve kul rabbi edhılnî mudhale sıdkın ve ahricnî muhrece sıdkın vec’al lî min ledunke sultânen nasîrâ" (İsra 80)
 

 Bismillahirrahmanir rahim

De ki: «Rabbim, gireceğim yere doğrulukla girmemi sağla, çıkacağım yerden de doğrululukla çıkmamı nasip et ve benim için kendi katından yardım edici bir kuvvet ver.

Hz Adem (as) ın duası

 Subhâneke, lâ ilâhe illâ ente, amiltu sûen ve zalemtu nefsî, fe­tub aleyye, inneke ente-t tevvab-ur rahîm

Aynaya bakıldığında okunuacak dua

(3 tekbir ve sonra) Allahumme kemâ hassente halkî fe hassin hulkî

Dehşete düşürecek bir şey görüldüğünde okunacak dua

Allahumme bi-hakkı Muhammed’in ve Âl-i Muham-med’in illâ ferrecte annî

(Cima öncesi)

Bismillahi, Allahumme cennibne’ş-Şeytâne ve cennib’iş-Şey-tâne ma rezaktenî

Yemek, sofra duası: "Elhamdülillâhillezî et'amenâ ve sekânâ ve cealenâ minel müslimîn"

 

KEHF SURESİNİN FAZİLETİ

Her kim,kehf Suresini Cuma günü okursa,iki cuma arasında işlemiş olduğu günahları mağfiret olur,buyurmuştur.Efendimiz (s.a.v)
Her kim kahf Suresi’nin evvelinden on ayet beller ve onları okumaya devam ederse,deccalin fitnesinden korunmuş olur.
Hz.Aişe (Radyallahu Anha) şöyle rivayet ediyor.
Kim kahf suresi’nin son beş ayetini uyuyacağı zaman okursa o gece dilediği saatte Allah o kulunu uyandırır.
Kehf suresini her gün okumak kabir azabını engeller

 

 

 

Kehf suresi
Bismillahirrahmanirrahim
 

 


1. El hamdü lillahillezı enzele ala abdihil kitabe ve lem yec'al lehu ıveca

2. Kayyimel li yünzira be'sen şedıdem mil ledünhü ve yübeşşiral mü'minınellezıne ya'melunes salihati enne lehüm ecran hasena

3. Makisıne fıhi ebeda

4. Ve yünzirallezıne kalüttehazellahü veleda

5. Ma lehüm bihı min ılmiv ve la li abaihim kebürat kelimeten tahrucü min efvahihim iy yekulune illa keziba

6. Fe lealleke bahıun nefseke ala asarihim il lem yü'minu bi hazel hadısi esefa

7. İnna cealna ma alel erdı zınetel leh ali neblüvehüm eyyühüm ahsenü amela

8. Ve inna le caılune ma aleyha saıydem cüruza

9. Em hasibte enne ashabel kehfi ver rakıymi kanu min ayatina aceba

10. İz evel fityetü ilel kehfi fe kalu rabbena atina mil ledünke rahmetev ve heyyi' lena min emrina raşeda

11. Fe darabna ala azanihim fil kehfi sinıne adeda

12. Sümme beasnahüm li na'leme eyyül hızbeyni ahsa lima lebisu emeda

13. Nahnü nekussu aleyke nebeehüm bil hakk innehüm fityetün amenu bi rabbihim ve zidnahüm hüda

14. Ve rabatna ala kulubihim iz kamu fe kalu rabbüna rabbüs semavati vel erdı len ned'uve min dunihı ilahel le kad kulna izen şetata

15. Haülai kavmünettehazu min dunihı aliheh lev la ye'tune aleyhim bi sültanim beyyin fe men azlemü mimmeniftera alellahi keziba

16. Ve izı'tezeltümuhüm ve ma ya'büdune illallahe fe'vu ilel kehfi yenşur leküm rabbüküm mir rahmetihı ve yüheyyi' leküm min emriküm mirfeka

17. Ve teraş şemse iza taleat tezaveru an kehfihim zatel yemıni ve iza ğarabet takriduhüm zateş şimali ve hüm fı fecvetim minh zalike min ayatillah mey yehdillahü fe hüvel mühted ve mey yudlil fe len tecide lehu veliyyem mürşida

18. Ve tahsebühüm eykazav ve hüm rukudüv ve nükallibühüm zatel yemıni ve zateş şimali ve kelbühüm basitun ziraayhi bil vesıyd levit tala'te aleyhim le velleyte minhüm firarav ve le müli''e minhüm ru''a

19. Ve kezalike beasnahüm li yetesaelu beynehüm kale kailüm minhüm kem lebistüm kalu lebisna yevmen ev ba'da yevm kalu rabbüküm a'lemü bi ma lebistüm feb'asu ehadeküm bi verikılüm hazihı ilel medıneti fel yenzur eyyüha ezka taamen fel ye'tiküm bi rizkım minhü vel yetelattaf ve la yüş'ıranne biküm ehada

20. İnnehüm iy yazheru aleyküm yercümuküm ev yüıyduküm fı milletihim ve len tüflihu izen ebeda

21. Ve kezalike a'serna aleyhim li ya'lemu enne va'dellahi hakkuv ve ennes saate la raybe fıha iz yetenazeune beynehüm emrahüm fe kalübnu aleyhim bünyana rabbühüm a'lemü bihim kalellezıne ğalebu ala emrihim le nettehızenne aleyhim mescida

22. Se yekulune selasetür rabiuhüm kelbühüm ve yekulune hamsetün sadisühüm kelbühüm racmem bil ğayb ve yekulune seb'atüv ve saminühüm kelbühüm kur rabbı a'lemü bi ıddetihim ma ya'lemühüm illa kalılün fe la tümari fıhim illa miraen zahirav ve la testefti fıhim minhüm ehada

23. Ve la tekulenne li şey'in innı faılün zalike ğada

24. İlla ey yeşaellahü vezkür rabbeke iza nesıte ve kul asa ey yehdiyeni rabbı li akrabe min haza raşeda

25. Ve lebisu fı kehfihim selase mietin sinıne vazdadu tis'a

26. Kulillahü a'lemü bima lebisu lehu ğaybüs semavati vel ard ebsır bihı ve esmı' ma lehüm min dunihı miv veliyyiv ve la yüşrikü fı hukmihı ehada

27. Vetlü ma uhıye ileyke min kitabi rabbik la mübeddile li kelimatihı ve len tecide min dunihı mültehada

28. Vasbir nefseke meallezıne yed'une rabbehüm bil ğadati vel aşiyyi yürıdune vechehu ve la ta'dü aynake anhüm türıdü zınetel hayatid dünya ve la tütı' men ağfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahü ve kane emruhu füruta

29. Ve kulil hakku mir rabbiküm fe men şae fel yü'miv ve men şae fel yekfür inna a'tedna liz zalimıne naran ehata bihim süradikuha ve iy yesteğıysu yüğasu bi mani kel mühli yeşvil vücuh bi'seş şerab ve saet mürtefeka

30. İnnellezıne amenu ve amilus salihati inna la nüdıy'u ecra men ahsene amela

31. Ülaike lehüm cennatü adnin tecrı min tahtihimül enharu yühallevne fıha min esavira min zehebiiv ve yelbesune siyaben hudram min sündüsiv ve istebrakım müttekiıne fıha alel eraik nı'mes sevab ve hasünet mürtefeka

32. Vadrib lehüm meseler racüleyni min a'nabiv ve hafefnahüma bi nahliv ve cealna beynehüma zer'a

33. Kiltel cenneteyni atet üküleha ve lem tazlim minhü şey'ev ve feccerna hılalehüma nehara

34. Ve kane lehu semer fe kale li sahıbihı ve hüve yühaviruhu ene ekseru minke malev ve eazzü nefera

35. Ve dehale cennetehu ve hüve zalimül li nefsih kale ma ezunnü en tebıde hazihı ebeda

36. Ve ma ezunnüs saate kaimetev ve leir rudidtü ila rabbı le ecidenne hayram minha münkaleba

37. Kale lehu sahıbühu ve hüve yühavirruhu e keferte billezı halekake min türabin sümme min nutfetin sümme sevvake racüla

38. Lakinne hüvellahü rabbı ve la üşrikü bi rabbı ehada

39. Ve lev la iz dehalte cenneteke kulte ma şaellahü la kuvvete illa billah in terani ene ekalle minke malev ve veleda

40. Fe asa rabbı ey yü'tiyeni hayram min cennetike ve yursile aleyha husbanem mines semai fe tusbiha saıyden zeleka

41. Ev yusbiha maüha ğavran fe len testetıy'a lehu taleba

42. Ve ühıyta bi semerihı fe asbeha yükallibü keffeyhi ala ma enfeka fıha ve hiye haviyetün ala uruşiha ve yekulü ya leytenı lem üşrik bi rabbı ehada

43. Ve lem tekül lehu fietüy yensurunehu min dunillahi ve ma kane müntesıra

44. Hünalikel velayetü lillahil hakk hüve hayrun sevabev ve hayrun ıkba

45. Vadrib lehüm meselel hayatid dünya ke main enzelnahü mines semai fahteleta bihı nebatül erdı fe asbeha heşımen tezruhür riyah ve kanellahü ala külli şey'im muktedira

46. Elmalü vel benune zınetül hayatid dünya vel bakıyatüs salihatü hayrun ınde rabbike sevabev ve hayrun emela

47. Ve yevme nüseyyirul cibale ve teral erda barizetev ve hasernahüm fe lem nüğadir minhüm ehada

48. Ve uridu ala rabbike saffa le kad ci'tümuna kema halaknaküm evvele merratim bel zeamtüm ellen nec'ale leküm mev'ıda

49. Ve vüdıal kitabü fe teral mücrimıne müşfikıyne mimma fıhi ve yekulune ya veyletena mali hazel kitabi la yüğadiru sağıyratev ve la kebıraten illa ahsaha ve vecedu ma amilu hadıra ve la yazlimü rabbüke ehada

50. Ve iz kulna lil melaiketiscüdu li ademe fe secedu illa iblıs kane minel cinni fe feseka an emri rabbih e fe tettehızunehu ve züriyyetehu evliyae min dunı ve hüm leküm adüvv bi'se liz zalimıne bedela

51. Ma eşhedtühüm halkas semavati vel erdı ve la halka enfüsihim ve ma küntü müttehızel müdıllıne aduda

52. Ve yevme yekulü nadu şürakaiyellezıne zeamtüm fe deavhüm fe lem yestecıbu lehüm ve cealna beynehüm mevbika

53. Verael mücrimunen nara fe zannu ennehüm müvakıuha ve lem yecidu anha masrifa

54. Ve le kad sarrafna fı hazel kur'ani lin nasi min külli mesel ve kanel insanü eksera şey'in cedela

55. Ve ma menean nase ey yü'minu iz caehümül hüda ve yestağfiru rabbehüm illa en te'tiyehüm sünnetül evvelıne ev ye'tiyehümül azabü kubüla

56. Ve ma nürsilül mürselıne illa mübeşşirıne ve münzirın ve yücadilüllezıne keferu bil batıli li yüdhıdu bihil hakka vettehazu ayatı ve ma ünziru hüzüva

57. Ve men azlemü mimmen zükkira bi ayati rabbihı fe a'rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah inna cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahuhü ve fı azanihim vakra ve in ted'uhüm ilel hüda fe ley yehtedu izen ebeda

58. Ve rabbükel ğafuru zür rahmeh lev yüahızühüm bi ma kesebu le accele lehümül azab bel lehüm mev'ıdül ley yecidu min dunihı mev'ila

59. Ve tilkel kura ehleknahüm lemma zalemu ve cealna li mehlikihim mev'ıda

60. Ve iz kale musa li fetahü la ebrahu hatta eblüğa mecmeal bahrayni ev emdıye hukuba

61. Felemma beleğa mecmea beynihima nesiya hutehüma fettehaze zebılehu fil bahri seraba

62. Felemma caveza kaleli fetahü atina ğadaena le kad lekıyna min seferina haza nesaba

63. Kale eraeyte iz eveyna iles sahrati fe innı nesıtül hute ve ma ensanıhü illeş şeytanü en ezkürah vettehaze sebılehu fil bahri aceba

64. Kale zalike ma künna nebğı fertedda ala asarihima kasasa

65. Fe veceda abdem min ıbadina ateynahü rahmetem min ındina ve allemnahü mil ledünna ılma

66. Kale lehu musa hel ettebiuke ala en tüallimeni mimma ullimte ruşda

67. Kale inneke len testetıy'a meıye sabra

68. Ve keyfe tasbiru ala ma lem tühıt bihı hubra

69. Kale setecidünı in şaellahü sabirav ve la a'sıy leke emra

70. Kale fe initteba'tenı fe la tes'elnı an şey'in hatta uhdise leke minhü zikra

71. Fentaleka hatta iza rakiba fis sefıneti harakaha kale eharakteha li tüğrika ehleha le kad ci'te şey'en imra

72. Kale e lem e kul inneke len testetıy'a meıye sabra

73. Kale la tüahıznı bima nesıtü ve la türhıknı min emrı usra

74. Fentaleka hatta iza lekıya ğulamen fe katellehu kale e katelte nefsen zekiyyetem bi ğayri nefs le kad ci'te şey'en nükra

75. Kale elem e kul leke inneke len testetıy'a meıye sabra

76. Kale in seeltüke an şey'im ba'deha fe la tüsahıbnı kad belağte mil ledünnı uzra

77. Fentaleka hatta iza eteya ehle karyetinistet'ama ehleha fe ebev ey yüdayyifuhüma fe veceda fıha cidaray yürıdü ey yenkadda fe ekameh kale lev şi'te lettehazte aleyhi ecra

78. Kale haza firaku beynı ve beynik se ünebbiüke bi te'vıli ma lem testetı' aleyhi sabra

79. Emmes sefınetü fe kanet li mesakıne ya'melune fil bahri fe eradtü en eıybeha ve kane veraehüm meliküy ye'huzü külle sefınetin ğasba

80. Ve emmel ğulamü fekane ebevahü mü'mineyni fe haşına ey yürhikahüma tuğyanev ve küfra

81. Fe eradna ey yübdilehüma rabbühüma hayram minhü zekatev ve akrabe ruhma

82. Ve emmel cidaru fe kane li ğulameyni yetımeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzül lehüma ve kane ebuhüma saliha fe erade rabbüke ey yeblüğa eşüddehüma ve yestahrica kenzehüma rahmetem mir rabbik ve ma fealtühu an emrı zalike te'vılü ma lem testı' aleyhi sabra

83. Ve yes'eluneke an zil karneyn kul seetlu aleyküm minhü zikra

84. İnna mekkenna lehu fil erdı ve ateynahü min külli şey'in sebeba

85. Fe etbea sebeba

86. Hatta iza belağa mağribeş şemsi vecedeha tağrubü fı aynin hamietiv ve vecede ındeha kavma kulna yazel karneyni imma en tüazzibe ve imma en tettehıze fıhim husna

87. Kale emma men zaleme fe sevfe nüazzibühu sümme yüraddü ila rabbihı fe yüazzibühu azaben nükra

88. Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve senekulü lehu min emrina yüsra

89. Sümme etbea sebeba

90. Hatta iza belağa matliaş şemsi vecedeha tatlüu ala kavmil lem nec'al lehüm min duniha sitra

91. Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra

92. Sümme etbea sebeba

93. Hatta iza belağa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla

94. Kalu ya zel karneyni inne ye'cuce ve me'cuce müfsidune fil erdı fe hel nec'alü leke harcen ala en tec'ale beynena ve beynehüm sedda

95. Kale ma mekkennı fıhi rabbı hayrun fe eıynunı bi kuvvetin ec'al beyneküm ve beynehüm redma

96. Atuni züberal hadıd hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfühu hatta iza cealehu naran kale atunı üfriğ aleyhi kıdra

97. Femestau ey yazheruhü ve mestetau lehu nakba

98. Kale haza rahmetüm mir rabbı fe iza cae va'dü rabbı cealehu dekka' ve kane va'dü rabbı hakka

99. Ve terakna ba'dahüm yevmeiziy yemucü fı ba'dıv ve nüfiha fis suri fe cema'nahüm cem'a

100. Ve aradna cehenneme yevmeizil lil kafirıne arda

101. Ellezıne kanet a'yünühüm fı ğıtain an zikrı ve kanu la yestetıy'une sem'a

102. E fe hasibellezıne keferu ey yettehızu ıbadı min dunı evliya' inna a'tedna cehenneme lil kafirınenüzüla

103. Kul hel nünebbiüküm bil ahserıne a'mala

104. Ellezıne dalle sa'yühüm fil hayatid dünya ve hüm yahsebune ennehüm yuhsinune sun'a

105. Ülaikellezıne keferu bi ayati rabbihim ve likaihı fe habitat a'malühüm fe la nükıymü lehüm yevmel kıyameti vezna

106. Zalike cezaühüm cehennemü bima keferu vettehazu ayatı ve rusülı hüzüve

107. İnnellezıne amenu ve amilus salihati kanet lehüm cennatül firdevsi nüzüla

108. Halidıne fıha la yebğune anha hıvela

109. Kul lev kanel bahru midadel li kelimati rabbi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatü rabbi ve lev ci'na bi mislihı mededa

110. Kul innema ene beşerum mislüküm yuha ileyye ennema ilahüküm ilahüv vahıd fe men kane yercu likae rabbihı felya'mel amelen salihav ve la yüşrik bi ıbadeti rabbihı ehada

 

 

 

 

Rasûlullah(s.a.v)Efendimiz,gök gürlemesi veya yıldırım sesi işittiği zaman şu duayı okurdu:

Allâhümme lâ taktülnâ biğazabike ve lâ tühliknâ bi-azâbike ve âfinâ kable zâlike.

Anlamı:Allah’ım!Bizi gazabınla öldürme ve azabınla helak etme.Bize afiyet ver.

Yine Rasûlullah(s.a.v)Efendimiz,gök gürlediği zaman konuşuyorsa konuşmasını keser ve şöyle dua ederdi:

Subhânellezi yüsebbihür-ra’dü bihamdihî vel-melaiketü min hîfetihî.

Anlamı:Rad'ın (yağmur meleği) gürleyerek hamd ve  tesbih ettiği ve meleklerin korkarak takdis ettiği -Allah’ı-tenzih ederim.

  
 

Rabbimiz, kulların ümitsizliğe düşmelerine ve kendinden başkasının onlara yakınlığına güldü (yadırgadı). Hz Muhammet

 

Dereceler ve keffaretler
Mescidlere cemaate katılmak için adım atmalar,
her türlü zorluk ve sıkıntılı anlarda bile abdest organlarını kapsamlı yıkamak
bir namazdan sonra diğer namazı beklemek.
Yemek yedirmek
yumuşak söz söylemek,
insanlar uyurken geceleyin namaz kılmak.
Selamı yaymak


Peygamberimizin Duası
Allah’ım iyilikler yapmayı
kötülüklerden el çekmeyi,
yoksulları sevmeyi
 beni bağışlayıp esirgemeni senden dilerim.
Bir topluma bir kötülük (fitne) göndereceksen
beni o kötülüğe düşürmeksizin al (vefat ettir)
Bana seni sevmeyi seni sevenleri sevmeyi
ve senin sevgine yaklaştıran her ameli sevmeyi nasib eyle.  amin

 


“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Hadis /Ravi Hz ömer)

 

 

Allahü ekber kebira ve'l-hamdülillahi kesîra ve sübhanellahi bükraten ve esîla

 

Mil'e's-semavati ve mil'el-ard ve mil'e ma şi'te min şey'in ba'du

 

Allahumme la mania lima a'tate

 


TİN SURESİ

Türkçe Okunuşu
Bismillahirrahmanirrahim

Vettini vezzeytûn
ve duri sinin
ve hâzel beledil emin
legat halegnel insane fi ehseni tagvim
sümme radetnahu esfele safilin
illellezine amenu ve amilussalihati felehum ecrun ğayru memnun
fema yükezzibuke ba’dû biddin
eleys allahu bi ehkemil hakimin

Yatsıdan sonra Tekâsür Sûresini okuyan kimse nimetlerden sorguya çekilmez.


Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Elhakümüt tekasür
2- Hatta zürtümülmekabir
3- Kella sevfe ta'lemun
4- Sümme kella sevfe ta'lemun
5- Kella lev ta'lemune ılmel yekıyn
6- Le teravünnelcehıym
7- Sümme leteravünneha aynelyakıyn
8- Sümme le tüs'elünne yevmeizin anin neıym

 Deccalden korunmak için:
Sizden kim ona (Deccale) yetişirse, ona Kehf suresinin ilk ayetlerini okusun! (HŞ)

Kehf suresi

1. El hamdü lillahillezı enzele ala abdihil kitabe ve lem yec'al lehu ıveca

2. Kayyimel li yünzira be'sen şedıdem mil ledünhü ve yübeşşiral mü'minınellezıne ya'melunes salihati enne lehüm ecran hasena

3. Makisıne fıhi ebeda

4. Ve yünzirallezıne kalüttehazellahü veleda

5. Ma lehüm bihı min ılmiv ve la li abaihim kebürat kelimeten tahrucü min efvahihim iy yekulune illa keziba

 

 

 

 

Subhane men haleka’l-arza âlâ mâin cemed” 

(Yeryüzünü donmuş sudan yaratan Allah’ı tesbih ederim)

 

 

 

Her Türk Çocuğunun Ezberlemesi Gereken Dua ve Sureler

YASİN, MÜLK, AMME, VAKIA, FETİH, CUMA, TİN SURELERİ, ESMA ÜL HÜSNA

ÖNEMLİ TESBİH VE DUALAR

 

YASİN SURESİ
 

Bismillahirrahmanirrahim

(1) Yâsin

(2) velkur'ânilhakim

(3) inneke leminelmürseline (4) alâ siratin müstekiym

(5) tenziylel aziyzirrahiym (6) litünzire kavmen mâ ünzire abâühüm fehüm gafilûn

(7) lekad hakkalkavlü alâ ekserihim fehüm la yü'minun

(8) inna cealnâ fiy a'nakihim aglâlen fehiye ilel'ezkani fehüm mukmehun

(9) ve cealna min beyni eydiyhim sedden ve min halfihim sedden feagseynahüm fehüm lâ yübsirun

(10) ve sevaün aleyhim eenzertehüm em lem tünzirhüm lâ yü'minun

(11) innema tünzirü menittebe azzikre ve hasiyer rahmane bilgayb febessirhü bimagfiretin ve ecrin keriym (12) inna nahnü nuhyilmevta ve nektübü ma kaddemu ve asarehüm ve külle sey'in ahsaynahü fiy imamin mübiyn

(13) vadrib lehüm meselen ashabel karyeh izcaehel mürselun

(14) iz erselna ileyhimüsneyni fekezzebuhüma feazzezna bisalisin fekalû inna ileyküm mürselun

(15) kalu mâ entüm illâ beserün mislüna ve mâ enzelerrahmanü min sey'in in entüm illâ tekzibun

(16) kalu rabbüna yalemü inna ileyküm lemürselun (17) ve ma aleyna illelbelagul mübiyn

(18) kalû inna tetayyerna biküm lein lem tentehu lenercümenneküm ve leyemessenneküm minna azabün eliym

(19) kalu tairüküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmün müsrifun

(20) ve cae min aksalmediyneti recülün yes'a, kale ya kavmit tebiul mürseliyne

(21) ittebiu men lâ yes’elüküm ecren vehüm mühtedun

(22) ve maliye la a'büdülleziy fetareni ve ileyhi türceun

(23) eettehizü min dunihi aliheten in yüridnir rahmanü bidurrin lâ tugni anniy sefaatühüm sey'en ve lâ yünkizune

(24) inniy izen lefiy dalâlin mübiyn

(25) inniy amentü birabbiküm fesmeun

(26) kiyledhulil cenneh, kale ya leyte kavmiy yalemune (27) bima gafere liy rabbiy ve cealeniy minel mükremiyn

(28) ve ma enzelna alâ kavmihî min badihî min cündin minessemâi ve ma künna münziliyne

(29) in kanet illâ sayhaten vahideten feiza hüm hamidun

(30) ya hasreten alel ibad ma ye'tiyhim min resulin illâ kanu bihî yestehziun

(31) elem yerev kem ehlekna kablehüm minelkuruni ennehüm ileyhim lâ yerciun (32) ve in küllün lemma cemiun ledeyna muhdarun (33) ve ayetün lehümül ardulmeyteh ahyeynaha ve ahrecna minha habben feminhü ye'külun

(34) ve cealna fiyha cennatin min nehiylin ve a'nabin ve feccerna fiyha mineluyuni

(35) liye'külu min semerihî ve ma amilethü eydiyhim efelâ yeskürune

(36) sübhanelleziy halekal ezvace külleha mimma tünbitül ardu ve min enfüsihim ve mimma lâ yalemun

(37) ve ayetün lehümülleyl neslehu minhünnehare feizahüm muzlimune

(38) vessemsü tecriy limüstekarrin leha zalike takdiyrül aziyzil aliym

(39) velkamere kaddernahü menazile hatta a'dekel urcunil kadiym

(40) lessemsü yenbegiy leha en tüdrikel kamere ve lelleylü sabikun nehar ve küllün fiy felekin yesbehun (41) ve ayetün lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fiyl fülkil meshuni

(42) ve halakna lehüm min mislihî ma yerkebun

(43) ve in nese' nugrikhüm felâ sariyha lehüm ve lâ hüm yünkazune

(44) illâ rahmeten minna ve metaan ilâ hiyn

(45) ve iza kiyle lehümütteku ma beyne eydiyküm ve ma halfeküm lealleküm türhamune

(46) ve ma te'tiyhim min ayetin min ayati rabbihim illâ kanu anha mu'ridiyn (47) ve iza kiyle lehüm enfiku mimma rezekakümullahü, kalelleziyne keferu, lilleziyne amenû enutimü men lev yesaullahü at'ameh, in entüm illâ fiy dalâlin mübiyn

(48) ve yekûlûne meta hazalva'dü in küntüm sadikiyn

(49) ma yenzurune illâ sayhaten vahideten te’huzühüm ve hüm yehissimun

(50) felâ yestetiyune tavsiyeten ve la ilâ ehlihim yerciun (51) ve nüfiha fiyssuri feizâhüm minel'ecdasi ilâ rabbihim yensilun

(52) kalu ya veylena men beasena min merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekalmürselun

(53) in kanet illâ sayhaten vahideten feizahüm cemiyun ledeyna muhdarun (54) felyevme lâ tuzlemü nefsün sey'en ve lâ tüczevne illâ ma küntüm ta'melun

(55) inne ashabel cennetil yevme fiy sügulin fâkihun

(56) hüm ve ezvacühüm fiy zilâlin alel'erâiki müttekiun (57) lehüm fiyha fâkihetün ve lehüm ma yeddeun

(58) selâmün kavlen min rabbin rahiym (59) vemtazul yevme eyyühel mücrimun (60) elem ahad ileyküm ya beniy ademe en lâ ta'büdüs seytan innehu leküm adüvvün mübiynün

(61) ve enibüduniy, haza siratun müstekiym (62) ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kilun

(63) hazihî cehennemülletiy küntüm tuadun

(64) islevhel yevme bima küntüm tekfürûn

(65) elyevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydiyhim ve teshedü ercülühüm bimâ kânu yeksibûn

(66) velev nesâu letamesna alâ ayünihim festebekussirata feenna yübsirun

(67) velev nesaü lemesahnahüm alâ mekanetihim femestetau mudiyyen ve lâ yerciun

(68) ve men nüammirhü nünekkishü fiylhalk, efelâ ya'kilun

(69) ve ma allemnahüs si're ve ma yenbegiy leh, in hüve illâ zikrün ve kur'ânün mübiyn

(70) liyünzire men kane hayyen ve yehik kalkavlü alelkafiriyne

(71) evelem yerev enna halakna lehüm mimma amilet eydiyna enamen fehüm leha mâlikun

(72) ve zellelnaha lehüm feminha rekubühüm ve minha ye'külun

(73) ve lehüm fiyha men'afiu ve mesarib efelâ yeskürune (74) vettehazu min dunillâhi âliheten leallehüm yünsarun

(75) lâ yestetiyune nasrehüm ve hüm lehüm cündün muhdarun

(76) felâyahzünke kavlühüm, innâ na’lemü ma yüsirrune ve ma yulinun (77) evelem yerel'insanü enna halaknahü min nutfetin feiza hüve hasiymün mübiyn

(78) ve darebe lena meselen ve nesiye halkah kale men yuhyiylizame ve hiye remiym

(79) kul yuhyiyhelleziy enseeha evvele merreh ve hüve bikülli halkin aliymün (80) elleziy ceale leküm mines seceril'ahdari naren feiza entüm minhü tukidûn (81) eveleyselleziy halekassemavati vel'arda, bikâdirin alâ en yahlüka mislehüm, belâ ve hüvel hallâkul aliym

(82) innema emrühû iza erade sey’en, en yekule lehu kün, feyekun

(83) fesübhanelleziy biyedihî melekûtü külli sey'in ve ileyhi türceûn.

 

 

 

YUSUF


12/YÛSUF-99 (Meâlleri Kıyasla)
:
 Fe lemmâ dehalû alâ yûsufe âvâ ileyhi ebeveyhi ve kâledhulû mısra in şâallâhu âminîn(âminîne).
Böylece Yusuf’un huzuruna girdikleri zaman, anne ve babasını kendi yanına aldı. Ve şöyle dedi: “Allah’ın dilemesiyle emin (güvende) olarak Mısır’a girin.”


12/YÛSUF-100 (Meâlleri Kıyasla)
:
 Ve rafea ebeveyhi alâl arşı ve harrû lehu succedâ(succeden), ve kâle yâ ebeti hâzâ te’vîlu ru’yâye min kablu kad cealehâ rabbî hakkâ(hakkan), ve kad ahsene bî iz ahracenî mines sicni ve câe bikum minel bedvi min ba’di en nezegaş şeytânu beynî ve beyne ıhvetî, inne rabbî latîfun limâ yeşâu, innehu huvel alîmul hakîm(hakîmu).
Ve anne babasını tahtın üstüne çıkarttı. Ona secde ederek eğildiler. Yusuf (a.s) şöyle dedi: “Ey babacığım! Bu, daha önceki rüyamın yorumudur. Rabbim onu hakikat kıldı (gerçekleştirdi). Ve beni zindandan çıkardığı zaman bana en güzelini yaptı (Benim için en güzelini dizayn etti). Ve şeytan, benimle kardeşlerimin arasını açtıktan sonra sizi çölden getirdi. Muhakkak ki; benim Rabbim, dilediğine lütuf sahibidir. Alîm (en iyi bilen) ve Hakîm (en iyi hüküm veren, hikmet sahibi) olan muhakkak ki; “O” dur.”
رَبِّ قَدْ آتَيْتَنِي مِنَ الْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِي مِن تَأْوِيلِ الأَحَادِيثِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ أَنتَ وَلِيِّي فِي الدُّنُيَا وَالآخِرَةِ تَوَفَّنِي مُسْلِمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ ﴿١٠١﴾

12/YÛSUF-101 (Meâlleri Kıyasla): Rabbi kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te’vîlil ehâdîs(ehâdîsi), fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fîd dunyâ vel âhırati, teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn(sâlihîne).
“Rabbim bana mülk verdin. Ve olayların (sözlerin, rüyaların) tevîlini (yorumunu) bana öğrettin. Semaları ve yeryüzünü yaratan, Sen benim dünyada ve ahirette velîmsin (dostumsun). Beni müslüman (Allah’a teslim-i küllî ile teslim olan) olarak vefat ettir ve beni salihler arasına kat.”

Beyyine

Beyyine suresini münafıklar okumaz

1. Lem yekünillezine keferu min ehlil kitabi velmüşrikine münfekkıyne hatta te'tiye hümülbeyyineh  
2. Rasulüm minallahi yetlu suhufem mütahherah  
3. Fiha kütübün kayyimeh  
4. Ve ma teferrekallezıne utül kitabe illa min ba'di ma caethümül beyyineh  
5. Ve ma ümiru illa liya'büdüllahe muhlisıyne lehüd din hunefae ve yükıymussalate ve yü'tüzzekane ve zalike diynülkayyimeh  
6. İnnelleziyne keferu min ehlilkitabi velmüşrikiyne fiy nari cehenneme halidiyne fiyha ülaike hüm şerrülberiyyeh  
7. İnnelleziyne amenu ve 'amilussalihati ülaike hüm hayrülberiyyeh  
8. Cezaühüm 'ınde rabbihim cennatü 'adnin tecriy min tahtihel'enharü halidiyne fiyha ebeden radıyallahü 'anhüm ve radu 'anhü zalike limen haşiye rabbeh.

 

                        Beyyine Fazileti

“Kim Beyyine sûresini okursa, kıyâmet günü, hayrın, iyiliğin kaynağı ile berâber olur.”

“Allahü teâlâ, Beyyine sûresini okuyan kişinin kırâatini dinler ve şöyle buyurur:

Müjde olsun kulum! İzzetime yemîn olsun ki, gerek dünya ve gerek âhiret hâllerinden hiç birinde seni unutmayacağım ve seni Cennete yerleştireceğim tâ ki hoşnut oluncaya kadar.”

“Beyyine sûresini münâfıklar okumaz ve kalbinde Allahü teâlânın varlığında şüphesi olan da okuyamaz. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, yer ve gök yaratıldğından beri melekler bu sûreyi okurlar. Kim bu sûreyi okursa, Alalhü teâlâ onun dînini ve dünyasını muhâfaza eder ve onun için istigfâr edecek melekler gönderir.”

Enes bin Mâlik şöyle anlatır: "Peygamber efendimiz, Übey bin Ka'b'a buyurdu ki:

“Allahü teâlâ, Beyyine Sûresini sana okumamı emretti.” Übey; "Ey Allahın resûlü!.. Allahü teâlâ benim adımı da andı mı?" dedi. Peygamber efendimiz; “Evet” buyurdu.

Bunun üzerine Übey bin Ka'b ağlamaya başladı.

Bu mübarek surenin en büyük özelliklerinden biride üzerinde büyü yada nazar şüphesi olan kişiler içindir

 

RAHMAN

 

Aşağıda "La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu" tekrarları ayet olmayıp efendimizin emrettiği soruya cevap replikleridir. 31 adettir. Bu tesbihler menduptur.  (sevap)

    1

Errahman.

2. Alleme lkur'ane.  
3. Halekal insane.  
4. Allemehul beyan.  
5. Eş şemsu vel kameru bi husban.  
6. Ven necmu veş şeceru yescudan.  
7. Ves semae rafeaha ve vedaal mizan.  
8. Ella tatğav fil mizan.  
9. Ve ekıymul vezne bil kıstı ve la tuhsirul mizan.  
10. Vel erda vedaaha lil enam.  
11. Fiha fakihetuv ven nahlu zatul ekmani.  
12. Vel habbu zul asfi ver rayhan.  
13. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
14. Halekal'insane min salsalin kelfahhari.  
15. Ve hale kalcanne min maricin min narin.  
16. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
17. Rabbulmeşrikayni ve rabbulmağribeyni.  
18. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
19. Mereclbahreyni yeltekıyani.  
20. Beynehuma berzahun la yebğıyani.  
21. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
22. Yahrucu minhumellu'lu velmercanu.  
23. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
24. Ve lehulcevarilmunşeatu fiylbahri kela'lami.  
25. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
26. Kullu men 'aleyha famin  
27. Ve yebka vechu rabbike zulcelali vel'ikrami.  
28. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
29. Yes'eluhu men fiyssemavati vel'ardı kulle yevmin huve fiy şe'nin.  
30. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
31. Senefruğu lekum eyyuhessekaleni.  
32. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
33. Ya ma'şerelcinni vel'insi inisteta'tum en tenfusu min aktarissemavati vel'ardı fenfuzu la tenfizune illa bisultanin.  
34. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
35. Yurselu 'aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fela tentesırani.  
36. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
37. Feizenşakkatesissemau fekanet verdeten keddihani.  
38. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
39. Feyevmeizin la yus'elu 'an zenbihi insun vela cannun.  
40. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
41. Yu'refulmucrimune bisiymahum feyu'hazu binnevasıy vel'akdami.  
42. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
43. Hazihi cehennemulletiy yukezzibu bihelmucrimune.  
44. Yetufune beyneha ve beyne hamiymin anin.  
45. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
46. Ve limen hafe mekame rabbihi cennetani.  
47. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
48. Zevata efnanin.  
49. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
50. Fiyhima 'aynani tecriyani.  
51. Febieyyi alai rabbikuma tukezzibani.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
52. Fiyhima min kulli fakihetin zevcani.  
53. Febieyyi alai rabbikuma tukezziban.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
54. Muttekiiyne ala furuşim betainuha min istebrak ve cenel cenneteyni dan.  
55. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
56. Fihinne kasıratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la can.  
57. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
58. Ke ennehunnel yakıtı vel mercan.  
59. Fe be eyyi alai rabbikuma tukezziban.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
60. Hel cezaul ıhsani illel ihsan.  
61. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
62. Ve min dunihima cennetan.  
63. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
64. Mudhammetan  
65. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
66. Fihima aynani neddahatan.  
67. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
68. Fihima fakihetuv ve nahluv ve rumman  
69. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
70. Fihinne hayratun hısan  
71. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
72. Hurum maksuratun fil hıyam  
73. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
74. Lem yatmishunne insun kablehum ve la can  
75. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
76. Muttekiiyne ala rafrafin hudriv ve abkariyyin hısan  
77. Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban

La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu

 
78. Tebarakesmu rabbike zil celali vel ikram.

 

 

 

Rasulullah bir defasında, Rahman Suresi'ni okumuş (ya da bu sure onun huzurunda okunmuş) ve sonra "Niçin sizlerden cinlerin, Rabbine verdiği gibi bir cevap işitmiyorum?" demiş Sahabe "O cevap nedir ya Rasulullah?" diye sorunca, Hz. Peygamber (s.a) şöyle cevap vermiştir:
"Ben 'Şimdi Rabbinizin hangi nimetini yalanlıyorsunuz?'" (Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban) ayetini okuduğumda onlar "La bişeyyin min nimeti Rabbina nukezzibu" (Biz Rabbimizin hiçbir nimetini yalanlamıyoruz) dediler. (Bezzar, İbn Cerir, İbn Münzir, Darekutni, İbn Merduyye) .

 

RAHMAN SURESİ FAZİLETLERİ

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Hadid, Vakı’a ve Rahman surelerini okumaya devam eden kişi, göklerin ve yerin melekutunda, ‘Firdevs Cennetinin sakini’ diye isimlendirilir."

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki "Her şeyin bir gözdesi vardır. Kur’an’ın gözdesi de Rahman Suresi'dir."

Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki "Her kim Rahman Suresi’ni okursa, Allah’u Teala’nın kendisine vermiş olduğu nimetlerin şükrünü yerien getirmiş olur."

İbni Abbas (r.a.) hazretleri şöyle buyurmuştur: Ben bir Sure okurdum, fakir iken zengin oldum. Korkuyordum korkularımdan emin oldum. Birçok mülke sahip oldum. Bu sure Zebur surelerinin eftalidir. Kim! Bu sureyi okur ve hacetini Allah'tan isterse, Allah c.c. onun istediği haceti verir. İnsanların yanında o kişinin mertebesi üstün olur. Dünyada ve ahirette Allah o kişiden razı olur. Bu sureyi okuyan kişi hapiste ise en kısa zamanda kurtulur, fakir ise zengin olur, hasta ise şifa bulur, borçlu ise borcundan kurtulur, günahkar ise Allah c.c. günahlarını affeder. Her ne hacet dilerse Allah en kısa zamanda hacetini yerine getirir.
 

HADİT

 

1. Sebbeha lillahi ma fiyssemavati velardı ve huvel'aziyzulhakiymu.
2. Lehu mulkussemavati vel'ardı yuhyiy ve yumiytu ve huve 'ala kulli şey'in kadiyrun.
3. Huvel'evvelu vel'ahıru vezzahiru velbatınu ve huve bikulli şey'in 'aliymun.
4. Huvelleziy halekassemavati vel'arda fiy sitteti eyyamin summesteva 'alel'arşi ya'lemu ma yelicu fiylardı ve ma yahrucu minha ve ma yenzilu minessemai ve ma ya'rucu fiyha ve huve me'akum eyne ma kuntum vallahu bima ta'melune besıyrun.
5. Lehu mulkussemavati vel'ardı ve ilellahi turce'ul'umuru.
6. Yuliculleyle fiynnehari ve yulicunnehare fiylleyli ve huve 'aleymun bizatissuduri.
 

7. Aminu billahi ve resulihi ve enfiku mimma ce'alekum mustahlefiyne fiyhi felleziyne amenu minkum ve enfeku lehum ecrun kebiyrun.
8. Ve ma lekum la tu'minune billahi verresulu yed'ukum litu'minu birabbikum ve kad ehaze miysakakum in kuntum mu'miniyne.
 

9. Huvelleziy yunezzilu 'ala 'abdihi ayiten beyyinatin liyuhricekum minezzilimati ilennuri ve innallahe bikum lereufun rahıymun.
 

10. Ve malekum ella tunfiku fiy sebiylellahi ve lillahi miyrasussemavati vel'ardı la yesteviy minkum men enfeka min kablilfethı ve katele ulaike a'zamu dereceten minelleziyne enfeku min ba'du ve katelu ve kullen ve'adallahulhusna vallahu bima ta'melune habiyrun.
 

11. Men zelleziy yukridullahe kardan hasenen feyuda'ıfehu lehu ve lehu ecrun keriymun.
 

12. Yevme terelmu'miniyne velmu'minati yes'a nuruhum beyne eydiyhim ve bieymanihim buşrakumulyevme cennatun tecriy min tahtihel'enharu haliduyne fiyha zalike huvelfevzul'azıymu.
 

13. Yevme yekululmunafikune velmunafikatu lilleziyne amenunzurna naktebis min nurikum kıylerci'u veraekum feltemisu nuren feduribe beynehum bisurin lehu babun batınuhu fiyhirrahmetu ve zahiruhu min kıbelihul'azabu.
 

14. Yunadunehum elem nekun me'akum kalu bela ve lakinnekum fetentum enfusekum ve terabbastum vertebtum ve ğarretkumul'emaniyyu hatta cae emrullahi ve ğarrekum billahilğaruru.
 

15. Felyevme la yu'hazu minkum fidyetun ve la minelleziyne keferu me'vakumunnaru hiye mevlakum ve bi'selmesıyru.
 

16. Elem ye'ni lilleziyne amenu en tahşe'a kulubuhum lizikrillahi ve ma nezele minelhakkı vela yekunu kelleziyne utulkitabe min kablu fetale 'aleyhimul'emedu fekaset kulubuhum ve kesiyrun minhum fasikune.
 

17. İ'lemu ennallahe yuhyiyl'arda ba'de mevtiha kado beyyenna lekumul'ayati le'allekum ta'kılune.
 

18. İnnelmusaddikıyne velmusaddikati ve akredullahe kardan hasenen yuda'afu lehum ve lehum ecrun keruymun.
 

19. Velleziyne amenu billahi ve rusulihi ulaik humussıddiykune veşşuhedau'ınde rabbihim lehum ecruhum ve nuruhum velleziyne keferu ve kezzebu biayatina ulaik ashabulcahıymi.
 

20. I'lemu ennemelhayatuddnuya le'ıbun ve lehvun ve ziynetun ve tefahurun beynekum ve ziynetun ve tefahurun biynekum ve tekasurun fiyl'emvali vel'evladi kemeseli ğaysin a'cebelkuffare nebatuhu summe yekunu hutamen ve fiyl'ahıreti 'azabun şeduydun ve mağfiretun minallahi ve rıdvanun ve melhayatuddunya illa meta'ulğururi.
 

 

21. Sabiku ila mağfiretin min rabbikum ve cennetin 'arduha ke'ardissemai vel'ardı u'ıddet lilleziyne amenu billahi ve rusulihi zalike fadlullahi yu'tiyhi men yeşa'u vallahu zulfadlil'azıymi.
 

22. Ma esabe min musıybetin fiyl'ardı ve la fiy enfusikum illa fiy kitabin min kabli en nebreeha inne zalike 'alellahi yesiyrun.
 

23. Likeyla te'sev 'ala ma fatekum ve la tefrahu bima atakum vallahu la yuhıbbu kulle muhtalin fehurin.
 

24. Elleziyne yebhalune ve ye'murunennase bilbuhli ve men yetevelle feinnallahe huvelğaniyyulhamiydu.
 

25. Lekad erselna rusulena bilbeyyinati ve enzelna me'ahumulkitabe velmiyzane liyekumennasu bilkıstı ve enzelnelhadiyde fiyhi be'sun şediydun ve menafi'u linnasi ve liya'lemallahu men yensuruhu ve rusulehu bilğaybi innallahe kaviyyun 'aziyzun.
 

26. Ve lekad erselna nuhan ve ibrahiyme ve ce'alna fiy zurriyyetihimennubuvvete velkitabe feminhum muhtedin ve kesiyrun minhum fasikune.
 

27. Summe kaffeyna 'ala asarihim birusulina ve kaffeyna bi'ıysebni meryeme ve ateynahul'inciyle ve ce'alna fiy kulubilleziynettebe'uhu re'feten ve ramheten ve rehbaniyyetenibtede'uha ma ketebnaha 'aleyhim illebtiğae rıdvanillahi fema re'avha hakka ri'ayetiha feateynelleziyne amenu minhum ecrehum ve kesiyrun minhum fasikune.
 

28. Ya eyyuhelleziyne amenuttekullahe ve aminu biresulihi yu'tikum kifleyni min rahmetihi ve yec'al lekum nuren temşune bihi ve yağfir lekum vallahu ğafurun rahıymun.
 

29. Liella ya'leme ehlulkitabi ella yakdirune 'ala şey'in min fadlillahi ve ennelfadle biyedillahi yu't'yhi men yeşa'u'vallahu zulfadlil'azıymi.

 

 

 



 

 

Tırnakların kesilme sırası ve şekli (perşembe ikindiden itibaren cuma vakti arasında tırnak kesmek; fakirlik, bela, delilik gibi musubetleri önler.

 

 

 

 

 

 

TEBAREKE
 Bismi’llâh’ir-Rahmân’ir-Rahîm

(1) Tebârekelleziy biyedihil mülkü ve hüve alâ külli sey’in kadiyrün

(2) elleziy halekal mevte vel hayate liyeblüveküm eyyüküm ahsenü amela ve hüvel aziyzül gafur

(3) elleziy haleka seba semavatin tibakan ma tera fiy halkir rahmani min tefavüt ferciil basare hel tera min füturin

(4) sümmerciil basare kerreteyni yenkalib ileykel besarü hasien ve hüve hasiyr

(5) ve lekad zeyyennes semaed dünya bimesabiyha ve cealnaha rücûmen lisseyatiyni ve a’tedna lehüm azâbes seiyr

(6) ve lilleziyne keferu birabbihim azabü cehenneme ve bi’selmasiyr (7) izâ ülku fiyha semiu leha sehiykan ve hiye tefurü

(8) tekadü temeyyezü minelgayzi küllema ülkiye fiyha fevcün seelehüm hazenetüha elem ye’tiküm neziyr

(9) kalu belâ kad câena neziyrün fekezzebna ve kulna ma nezzelellahü min sey’in in entüm illâ fiy dalâlin kebiyr

(10) ve kalu lev künna nesmeu ev na’kilü ma künna fiy ashabis seiyr

(11) fa’terefu bizenbihim fesuhkan liashabis seiyr (12) innelleziyne yahsevne rabbehüm bilgaybi lehüm magfiretün ve ecrün kebiyr. (13) ve esirru kavleküm evicheru bihî innehu aliymün bizatissudur

(14) elâ yalemü men halâk ve hüvel latiyfül habiyr

(15) hüvelleziy ceâle lekümül’arda zelûlen femsu fiy menâkibiha ve külu min rizkihî ve ileyhinnüsur

(16) eemintüm men fiyssemâi en yahsife bikümül’arda feizâ hiye temur

(17) em emintüm men fiyssemâi en yürsile aleyküm hasiba feseta’lemune keyfe neziyr (18) ve lekad kezzebelleziyne min kablihim fekeyfe kâne nekiyr

(19) evelem yerev ilettayri fevkahüm saffatin ve yakbidne ma yümsikühünne iller rahmân innehu bikülli sey’in basiyr

(20) emmen hâzelleziy hüve cündün lekum yansurukum min dunir rahmân inilkâfirune illâ fiy gurur (21) emmen hâzelleziy yerzükuküm in emseke rizkah bel leccû fiy utüvvin ve nüfur

(22) efemen yemsiy mükibben alâ vechihi ehda emmen yemsiy seviyyen alâ siratin müstekiym

(23) kul hüveleziy enseeküm ve ceale lekümüssem’a vel’ebsâre vel’ef’ideh kaliylen ma teskürun

(24) kul hüvelleziy zereeküm fiyl’ardi ve ileyhi tuhserûn (25) ve yekûlune meta hazelvadü in küntüm sadikiyn

(26) kul innemel ilmü indallah ve innema ene neziyrün mübiyn

(27) felemma reevhü zülfeten si'yet vücuhülleziyne keferu ve kiyle hazelleziy küntüm bihî teddeun

(28) kul ereeytüm in ehlekeniyallahü ve men maiye ev rahimena femen yüciyrül kafiriyne min azabin eliym

(29) kul hüver rahmân amenna bihî ve aleyhi tevekkelnu feseta’lemune men hüve fiy dalâlin mübiyn

(30) kul ereeytüm in asbeha maüküm gavren femen ye’tiyküm bimâin meiyn (Allâh-u Rabbül Alemin)

 

 

 

 

 

AMME SURESİ
Bismi’llâhi’r-Rahmân’ir-Rahîm

(1) Amme yetesaelune (2) aninnebeil aziymi (3) elleziy hüm fiyhi muhtelifun (4) kellâ seya’lemune (5) sümme kellâ seya’lemun (6) elem nec’alil’arda mihaden (7) velcibale evtaden (8) ve haleknaküm ezvacen (9) ve cealna nevmeküm sübaten (10) ve cealnelleyle libasen (11) ve cealnennehare measa (12) ve beneyna fevkaküm seb’an sidaden (13) ve cealna siracen vehhaca (14) ve enzelna minelmu’sirati mâen seccaca (15) linuhrice bihî habben ve nebaten (16) ve cennatin elfafa (17) inne yevmel fasli kâne miykaten (18) yevme yünfehu fiyssûri fete’tûne efvaca (19) ve fütihatis semâü fekânet ebvaba (20) ve süyyiretil cibalü fekanet seraba (21) inne cehenneme kanet mirsaden (22) littagiyne meaba (23) lâbisiyne fiyha ahkaba (24) lâyezûkûne fiyha berden ve lâ seraben (25) illâ hamiymen ve gassaka (26) cezâen vifaka (27) innehüm kânu lâ yercûne hisaben (28) ve kezzebu biâyâtina kizzâba (29) ve külle sey’in ahsaynahü kitaba (30) fezûku felen nezideküm illâ azaba (31) inne lilmüttekiyne mefaza (32) hadâika ve a’naben (33) ve kevâibe etraben (34) ve ke’sen dihaka (35) lâ yesmeune fiyha lagven ve lâ kizzaba (36) cezâen min rabbike atâen hisaba (37) rabbis semâvâti vel’ardi ve ma beynehumerahmâni lâ yemlikûne minhü hitaba (38) yevme yekumür ruhu velmelâiketü saffa, lâ yetekellemune illâ men ezine lehü rahmânü ve kâle savaba (39) zalikel yevmülhakku femen sâettehaze ilâ rabbihî meâbâ (40) inna enzernaküm azâben kariyba yevme yenzurülmer’ü ma kaddemet yedahü ve yekülül kafirü yâleyteniy küntü türaba.

VAKIA SURESİ
Bismi’llâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

(1) izâ vekâatil vâkiatü

(2) leyse livak’atiha kazibeh

(3) hafidatün râfiatün

(4) iza rüccetil’ardu reccen

(5) ve büssetilcibalü bessen

(6) fekanet hebâen münbessen

(7) ve küntüm ezvâcen selâseh

(8) feashabül meymeneti mâ ashabül meymeneh

(9) ve ashabül mes’emeti maashabül mes’emeh

(10) ves sabikunes sâbikune

(11) ülâikel mukarrebune

(12) fiy cennatin naiym

(13) sülletün minel’evveliyne

(14) ve kaliylün minel’ahiriyn

(15) alâ sürürin mevdûnetin

(16) müttekiiyne aleyha mütekabiliyn. (17) yetufü aleyhim vildanün muhalledûne

(18) biekvabin ve ebâriyka ve ke’sin min maiynin

(19) lâ yusaddaune anha ve lâ yünzifune

(20) ve fakihetin mimma yetehayyerune

(21) ve lahmi tayrin mimma yestehune

(22) ve hurün iynün

(23) keemsalil lü’lüilmeknun

(24) cezâen bimâ kânu yamelûn

(25) lâ yesmeune fiyha lagven ve la te’siymen

(26) illâ kiylen selâmen selâma

(27) ve ashabül yemiyni ma ashabülyemiyn

(28) fiy sidrin mahdudin

(29) ve talhin mendudin

(30) ve zillin memdudin

(31) ve mâin meskubin

(32) ve fâkihetin kesiyretin

(33) lâ maktuatin ve lâ memnuatin

(34) ve fürusin merfuah

(35) inna ense’nahünne insâen

(36) fecealnahünne ebkaren

(37) uruben etraben

(38) liashabilyemiyn

(39) sülletün minel’evveliyne

(40) ve sülletün minel’ahiriyn

(41) ve ashabüssimâli mâ ashabüssimâl

(42) fiy semumin ve hamiymin

(43) ve zillin min yahmumin

(44) lâ bâridin ve lâ keriym

(45) innehüm kânu kable zâlike mütrefiyn

(46) ve kanu yusirrune alelhinsil aziym

(47) ve kânu yekûlune eiza mitna ve künna türaben ve izâmen einna lemebusune (48) eve abaünel’evvelun

(49) kul innel’evveliyne vel’ahiriyne

(50) lemecmûune ilâ miykati yevmin mâlum

(51) sümme inneküm eyyühed dâalûnel mükezzibune.

(52) leâkilune min seçerin min zakkûmin

(53) femâliune minhel bütûne

(54) fesâribune aleyhi minel hamiym

(55) fesâribune sürbelhiym

(56) haza nüzülühüm yevmed diyn

(57) nahnü halaknaküm felevlâ tüsaddikun

(58) efereeytüm ma tümnûn

(59) eentüm tahlükunehu em nahnül hâlikun

(60) nahnü kadderna beynekümül mevte ve ma nahnü bimesbukiyne

(61) alâ en nübeddile emsaleküm ve nünsieküm fiy ma lâ talemun (62) ve lekad alimtümün nes’etel’ulâ felevlâ tezekkerûne

(63) efereeytüm ma tahrüsûn

(64) eentüm tezreunehu em nahnüzzariun

(65) lev nesaü lecealnahü hutamen fezaltüm tefekkehun

(66) inna lemugremune

(67) bel nahnü mahrumun

(68) efereeytümül maelleziy tesrebun

(69) eentüm enzeltümuhü minelmüzni em nahnül münzilun

(70) lev nesaü cealnahü ücacen felevla teskürune

(71) efereeytümün narelletiy turun

(72) eentüm ense’tüm secereteha em nahnülmünsiun

(73) nahnü cealnaha tezkireten ve metâan lilmukviyn

(74) fesebbih bismi rabbikelaziym

(75) felâ uksimü bimevâkin nücumi

(76) ve innehu lekasemün lev talemune aziymün

(77) innehu lekur’ânün kerîymün

(78) fiy kitabin meknunin

(79) lâ yemessuhu illel mutahherun.

(80) tenziylün min rabbil âlemiyn

(81) efebihazel hadiysi entüm müdhinun

(82) ve tec’âlune rizkaküm enneküm tükezzibun

(83) felevlâ izâ belegatil hulkume

(84) ve entüm hiyneizin tenzurûne

(85) ve nahnü akrebü ileyhi minküm ve lâkin lâ tubsirun

(86) felevlâ in küntüm gayre mediyniyne

(87) terciuneha in küntüm sadikiyn

(88) feemma in kane minel mukarrebiyne

(89) ferevhun ve reyhanün ve cennetü naiym

(90) ve emma inkane min ashabil yemiyni

(91) feselâmün leke min ashabilyemiyn

(92) ve emma in kane minel mükezzibiyned dalliyn

(93) fenüzülün min hamiymin

(94) ve tasliyetü cahiym

(95) inne haza lehüve hakkul yakiyn

(96) fessebbih bismi rabbikel aziym.





-Her gece Sûre-i Vakia’yi okuyan kisiye ebediyyen fakirlik isabet etmez.’(hadis)

Eski insanlar aksam ile yatsi arasinda, Yâsîn, Feth, Vakia, Tebareke ve ikindiden sonra Amme okumayi âdet edinmisti.

Âmener Rasulu
Okunusu:

Amener resûlü bimâ ünzile ileyhi min rabbihî vel mü’minûn. Küllün âmene billâhi ve melâiketihi ve kütübihi ve rusulih; lâ nuferriku beyne ahadin min rusulih. Ve kâlu, semi’na ve etâ’na, gufraneke rabbena ve ileykel masiyr.

Lâ yukellifullahu nefsen illâ vüs’aha, leha ma kesebet ve aleyha mektesebet. Rabbena lâ tuahizna innesiyna ev ahta’na. Rabbena ve lâ tahmil aleyna isran kemâ hameltehu alelleziyne min kablina. Rabbenâ ve lâ tuhammilna ma lâ tâkatelena bih. Va’fuanna, vagfirlena, verhamna. Ente mevlâna, fansurna alel kavmil kâfiriyn.
Anlami:

Rasûl, rabbinden kendisine inzâl olana iman etti. Hepsi de (mü’minlerin), iman ettiler Allâh ile, Allâh’a; meleklerine; kitaplarina; resûllerine. Rasûllerim arasinda fark görmediler; isittik ve itâat ettik, magfiretini isteriz rabbimiz, dönüsümüz sanadir dediler.

Allâh kimseye teklif etmez kapasitesi disindakini. Yaptiginizin kazanci da sizedir, kaybi da!.. Rabbimiz, unutursak veya hataya düsersek bizi bundan mesûl tutma. Rabbimiz, bizden evvelkilere yüklemis oldugun agir yükleri bize yükleme. Rabbimiz güç yetiremiyecegimiz görevlerle görevlendirme. Bizleri affeyle, bagisla, merhamet buyur. Bizim mevlâmizsin, gerçegi örtenlere karsi bize zafer ihsan et!..
Bilgi:

Hazreti Ali ve Hazreti Ömer’den gelen bir rivayette söyle buyrulmustur:

-Akilli bir insanin bu âyetleri okumadan uyumasi asla mümkün olmaz’

Müslim ve Tirmizî isimli hadîs kitablarinda mevcuttur ki; Hazreti Resûl aleyhi’s-selâm söyle buyurmustur:

-Allahu Teâlâ sûre-i Bakara’yi iki âyetle sona erdirdi ki, bunlari Ars’in altindaki hazinesinden ihsan buyurdu. Bunlari ögreniniz, kadinlariniza, çocuklariniza ögretiniz. Hem Kur’ândir, hem namazda okunur, hem de duadir.’


 

  •  FETİH SURESİ

  • Bismillahirrahmanirrahim
     


 

  • Fetih suresi başarı suresidir. Öğrenciler zor sınavlar öncesi Fetih suresinin tamamını veya en azından 1 ayetini okuyarak okula gitmelidir. Onlar için hayırlı ise başaracaklardır. (Hiç çalışmadan yapılan dua, İslam'ın tevekkül kavramıyla çelişir!)



  • 1.    İnna fetahna leke fetham mübına   
    2.    Li yağfira lekellahü ma tekaddeme min zembike ve ma teahhara ve yütimme nı'metehu aleyke ve yehdiyeke sıratam müstekıyma   
    3.    Ve yensurakellahü nasran azıza   
    4.    Hüvellezı enzeles sekınete fı kulubil mü'minıne li yezdadu imanem mea ımanihim ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü alımen hakıma   
    5.    Li yüdhılel mü'minıne vel mü'minati cennatin tecrı min tahtihel enharu halidıne fıha ve yükeffira anhüm seyyiatihim ve kane zalike ındellahi fevzen azıyma   
    6.    Ve yüazzibel münafikıyne vel münafikati vel müşrikıne vel müşrikatiz zannıne billahi zannez sev' aleyhim dairatüs sev' ve ğadıbellahü aleyhim ve leanehüm ve eadde lehüm cehennem ve saet masıyra   
    7.    Ve lillahi cünudüs semavati vel ard ve kanellahü azızen hakıma   
    8.    İnna erselnake şahidev ve mübeşşirav ve nezıra   
    9.    Li tü'minu billahi ve rasulihi ve tüazziruhu ve tuvekkiruh ve tusebbihuhu bükreten ve ezıyla   
    10.    İnnellezıne yübayiuneke innema yübayiunellah yedüllahi fevka eydıhim fe men nekese fe innema yenküsü ala nefsih ve men evfa bi ma ahede aleyhüllahe fe se yü'tıhi ecran azıyma   
    11.    Se yekulü lekel mühallefune minel a'rabi şeğaletna emvalüna ve ehluna festağfir lena yekulune bi elsinetihim ma leyse fi kulubihim Kul fe mey yemlikü leküm minellahi şey'en in erade biküm darran ev erade biküm nefa bel kanellahü bima ta'melune habıra   
    12.    Bel zanentüm el ley yenkaliber rasulü vel mü'minune ila ehlıhim ebedev ve züyyine zalike fı kulubiküm ve zanentüm zannes sev' ve küntüm kavmen bura   
    13.    Ve mel lem yü mim billahi ve rasulihı fe inna a'tedna lil kafirıne seıyra   
    14.    Ve lillahi mülküs semavati vel ard yağfiru li mey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa' ve kanellahü ğafurar rahıyma   
    15.    Se yekulül mühallefune izen talaktüm ila meğanime li te'huzuha zeruna nettebı'küm yürıdune ey yübeddilu kelamellah kul len tettebiuna kezaliküm kalellahü min kabl fe se yekulune bel tahsüdunena bel kanu la yefkahune illa kalıla   
    16.    Kul lil muhallefıne minel a'rabi se tüd'avne ila kavmin ülı be'sin şedıdin tükatilunehüm ev yüslimun fe in tütıy'u yü'tikümüllahü ecran hasena ve in tetevellev kema tevelleytüm min kablü yüazzibküm azaben elıma   
    17.    Leyse alel a'ma haracüv ve la alel a'raci haracüv ve la alel meriydı harac ve mey yütıılahe ve rasulehu yüdhılhü cennatin tecrı min tahtihel enhar ve mey yetevelle yüazzibhü azaben elıma   
    18.    Le kad radıyallahü anil mü'minıne iz yübayiuneke tahteş şecerati fe alime ma fı kulubihim fe enzeles sekınete aleyhim ve esabehüm fethan karıba   
    19.    Ve meğanime kesiraten ye’huzuneha ve kânallahü aziyzen hakiyma   
    20.    Ve adekümüllahü meğanime kesiraten te'huzuneha fe accele leküm hazihı ve keffe eydiyen nasi anküm ve li tekune ayetel lil mü'minıne ve yehdiyeküm sıratam müstekıyma   
    21.    Ve uhra lem takdiru aleyha kad ehatallahü biha ve kanellahü ala külli şey'in kadıra   
    22.    Ve lev katelekümüllezıne keferu le vellevül edbara sümme la yecidune veliyyev ve la nesıyra   
    23.    Sünnetellahilletı kad halet min kabl Ve len tecide li sünnetillahi tebdıla   
    24.    Ve hüvellezı keffe eydiyehüm anküm ve eydiyeküm anhüm bi batni mekkete mim ba'di en azferaküm aleyhim ve kanellahü bi ma ta'melune basıyra   
    25.    Hümüllezıne keferu ve sadduküm anil mescidil harami vel hedye ma'kufen ey yeblüğa mehılleh ve lev la ricalüm mü'minune ve nisaüm mü'minatül lem ta'lemuhüm en tetauhüm fe tüsıybeküm minhüm mearratüm bi ğayri ılm li yüdhılellahü fı rahmetihı mey yeşa' lev tezeyyelu le azzebnellezıne keferu minhüm azaben elıma   
    26.    İz cealellezıne keferu fi kulubihimül hamiyyete hameyyetel cahiliyyeti fe enzelellahü sekınetehu ala rasulihi ve alel mü'minıne ve elzemehüm kelimetet takva ve kanu ehakka biha ve ehleha ve kanellahü bi külli şey'in alıma   
    27.    Le kad sadekallahü rasulehür ru'ya bil hakk le tedhulünnel mescidel harame in şaellahü aminıne muhallikıyne ruuseküm ve mükassıriyne la tehafun fe alime ma lem ta'lemu fe ceale min duni zalike fethan karıba   
    28.    Hüvellezı ersele rasulehu bil hüda ve dınil hakkı li yuzhirahu aled dıni küllih Ve kefa billahi şehıda   
    29.    Muhammedür rasulüllah vellezıne meahu eşiddaü alel küffari ruhamaü beynehüm terahüm rukkean süccedey yebteğune fadlem minellahi ve rıdvana sımahüm fı vücuhihim min eseris sücud zalike meselühüm fit tevrati ve meselühüm fil incıl ke zer'ın ahrace şat'ehu fe azerahu festağleza festeva ala sukıhı yu'cibüz zürraa li yeğıyza bihimül küffar veadellahüllezıne amenu ve amilus salihati minhüm mağfiratev ve ecran azıyma

  •  

  • CUMA SURESİ

Bismillahirrahmanirrahim

  • Huvelleziy be’ase fiyl’ummiyyiyne resulen minhum yetlu ‘aleyhim ayatihi ve yuzekkiyhim ve yu’allimuhumulkitabe velhıkmete ve inkanu min kablu lefiy dalalin mubiynin
    Ve ahariyne minhum lemma yelhaku bihim ve huvel’aziyzulhakiymu
    Zalike fadlullahi yu’tiyhi men yeşa’u vallahu zulfadlil’azıymi
    Meselulleziyne hummiluttevrate summe lem yahmiluha kemeselilhımari yahmilu esfaren bi’se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne
    Kul ya eyyuhelleziyne hadu in ze’amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne
    Ve la yetemennevnehu ebeden bima kaddemet eydiyhim vallahu ‘aliymun bizzalimiyne
    Kul innelmevtelleziy tefirrune minhu feinnehu mulakıykum summe tureddune ila ‘alimilğaybi veşşehadeti feyunebiiukum bima kuntum ta’melune
    Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu’ati fes’av ila zikrillahi ve zerulbey’a zalikum hayrun lekum in kuntum ta’lemune
    Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl’ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le’allekum tuflihune
    Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma ‘ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne

  •  

  • CUMA SURESİ FAZİLETİ Kısmetin açılması ve hayırlı bir evlilik için 18 defa cuma suresi arka arkaya okunur ve dua edilir. Eşler arası geşimsizlik, kavga ve sıkıntıların giderilmesi, eve huzur gelmesi için 3, Cuma günü Sela ile ezan arası 5 defa Cuma süresi okunur (kaynak: mutlulgunsifresi.com)

  •  

 

 

amenerresulü türkçe okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim
 

Amene'rrasülü bima ünzile ileyhi min Rabbihi velmüminun.

Küllün amene billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusulihi la müferriku beyne ehadin min rusülih ve kalü semi'na ve eda'na ğufraneke Rabbena ve ileykel masir.

La yükellifüllahü nefsen illa vüs'a ha leha ma kesebet ve aleyha mektesebet Rabbena la tuahızna innesina ev ahda'na.

Rabbena vela tahmil aleyna isran kema hameltehü alellezine min kablina

Rabbena ve la tuhammilna ma la da katelena bih. Va'fü anna vağfirlena verhamna ente mevlana fensurna alel kavmil kafirin.


amenerresulü anlamı,
Peygamber Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti müminler de (iman ettiler) Her biri 'a meleklerine kitaplarına peygamberlerine iman ettiler. '''ın peygamberlerinden hiç biri arasında ayırım yapmayız. İşittik itaat ettik. Ey Rabbimiz affına sığındık! Dönüş sanadır!'' dediler. her şahsı ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlamızsın. Kafirler topluluğuna karşı bize yardım et!

 

 

 


CUMA SURESİ

TÜRKÇE OKUNUŞU

Bismillahirrahmanirrahim

Yesebbihu lillahi ma fiyssemavati ve ma fiyl’ardıl elmelikilkuddusil-’aziyzilhakiymi
Huvelleziy be’ase fiyl’ummiyyiyne resulen minhum yetlu ‘aleyhim ayatihi ve yuzekkiyhim ve yu’allimuhumulkitabe velhıkmete ve inkanu min kablu lefiy dalalin mubiynin
Ve ahariyne minhum lemma yelhaku bihim ve huvel’aziyzulhakiymu
Zalike fadlullahi yu’tiyhi men yeşa’u vallahu zulfadlil’azıymi
Meselulleziyne hummiluttevrate summe lem yahmiluha kemeselilhımari yahmilu esfaren bi’se meselulkavmilleziyne kezzebu biayatillahi vallahu la yehdiylkavmezzalimiyne
Kul ya eyyuhelleziyne hadu in ze’amtum ennekum evliyau lillahi min duninnasi fetemennevulmevte in kuntum sadikıyne
Ve la yetemennevnehu ebeden bima kaddemet eydiyhim vallahu ‘aliymun bizzalimiyne
Kul innelmevtelleziy tefirrune minhu feinnehu mulakıykum summe tureddune ila ‘alimilğaybi veşşehadeti feyunebiiukum bima kuntum ta’melune
Ya eyyuhelleziyne amenu iza nudiye lissalati min yevmilcumu’ati fes’av ila zikrillahi ve zerulbey’a zalikum hayrun lekum in kuntum ta’lemune
Feiza kudıyetissalatu fenteşiru fiyl’ardı vebteğu min fadlillahi vezkurullahe kesiyren le’allekum tuflihune
Ve iza reev ticareten ev lehveninfaddu ileyha ve terekuke kaimen kul ma ‘ındallahi hayrun millehvi ve minetticareti vallahu hayrurrazikıyne

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Muhamed Dolaku:



    ÖNEMLI DUA VE ZIKIRLER

    Zikrin Efdali LAİLAHEİLLALLAH (1 kere söylediğinde 4000 derece yükselirsin ve defterinden 4000 büyük günah silinir), duanın makbulü ELHAMDÜLİLLAH'dır" Hadis'i Şerif (Tirmizi)

    Her zikri ALLAH’ın C.C. huzuruna Melekler yükseltir “L İLAHE İLLALLAH” ise aracısız, engelsiz ve direk olarak ALLAH’ın C.C. huzuruna çıkar, ALLAH’ın huzurunda söyleyen kişinin mağfiret olunması için inler durur. “L İLAHE İLLALLAH” ile ALLAH C.C. arasında perde yoktur. Cennet’in 8 kapısı üzerinde yazar. Yedi kat gökleri ve yerleri ve içindeki her şeyi ve yaratılmış her şeyi, terazinin bir kefesine koysanız bir kefesine “L İLAHE İLLALLAH” Kelime-i Tevhid’ini koysanız, “L İLAHE İLLALLAH” ağır gelir. Seksen senelik kafir’i bile bir kere kalp ve dille söylemesiyle tertemiz eder BİİZNİLLAH.

    "ELHAMDÜLİLLAH demenin katlı mükafatı gibi hiçbir zikrin mükafatı olamaz" Hadis'i Şerif. Yer ile gök arasını doldurur. Bu hamd'de mizan'ı doldurur.

    Günde 100 kere İhlâs Sûresi okuyana kâmil bir iman nasib olunur,1000 kere okuyanın öldüğünde cesedi çürümez.

    Bir kere "SÜBHANALLAHİ VEL HAMDÜLİLLAHİ VELA İLAHE İLLALLAHU VALLAHU EKBER" diyen kimse için cennette bir ağaç dikilir ki, bir atlı 500 sene gitse gölgesini bitiremez

    Cuma Namazından hemen sonra dünya kelâmı konuşmadan 100 kere “SÜBHANALLAHİL AZİYM VE Bİ HAMDİHİ” diyen kimsenin 100 bin , anne ve babasının 24 bin günahı mağfiret olunur.

    Neye sıkılırsanız sıkılın en sıkıntılı anınızda , ne kadar günahkâr olursanız olun Yunus A.S.'ın balığın karnında iken ettiği ve affedildiği şu duaya (aynı zamanda Ayet'i Kerime'dir) devam edin. "Lâ İlahe illa ente Sübhâneke inni küntü minezzalimin" (Her sıkıntının def'i için)

    Yatmadan Kâfirun Sûresini okuyan imanını şeytandan korumuş olur. (ALLAH'ın izniyle)

    Kabir azabından korunmak için her gece yatsıdan sonra Mülk(Tebâreke) Sûresini okuyunuz.

    Sabah ve akşam namazlarından sonra Haşr Sûresinin son üç ayetini okuyan, imanla göçer, o gün ölürse şehit gider, sabah okuyana akşama kadar, akşam okuyana sabaha kadar 70.000 melek istiğfar ederler

    Farz namazın hemen arkasından Ayet'el Kûrsi okuyanın cennetle arasındaki tek engel ölümdür.(Hadisle bildirilmiştir.)

    Yatsıdan sonra Tekâsür Sûresini okuyan kimse nimetlerden sorguya çekilmez. (BİİZNİLLAH)

    Yatarken 3 kere "Estağfirullah el Aziym Ellezi La İlahe İllahü El Hayyul Kayyumu ve Etübü İleyk" diyenin deniz köpüğü kadar günahı olsa afvedilir. (tabii ki tam bir pişmanlıkla söylenmeli)

    Hergün 100 kere "Lâ İlahe İllallahü Vahdehu Lâ Şerikeleh Lehül Mülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Âlâ Külli Şey-ün Kadir" diyen kimse, 10 köle azad etmiş gibi olur, kendisine 100 sevap yazılır, yüz günahı silinir, o gün akşama kadar şeytanın şerrinden emin olur. Hiçbir kimse hiçbir ibadetle bu seviyeye ulaşamaz, ancak ondan daha fazla yapan müstesna. Hadis'i Şerif (Buhari, Müslim) Gezdiği sokakta bir kere söyleyenin bir milyon günahı bağışlanır, defterine bir milyon sevap yazılır ve kendisi için cennette bir köşk inşa edilir. Hadis'i Şerif (Ahmed İbn'i Hanbel)

    "LAİLAHEİLLALLAH" bütün günahları mahveder, mizana konulmaz çünkü onun karşısında bir şey durmaz.1 kere sadakatle söylendiğinde, 4000 büyük günahı defterden sildirir ve 4000 derece yükseltir.

    100 kere "ESTAĞFİRULLAH" diyenin 1000 günahı mahvolur. 2 şey helâk edicidir: Sonra ederim diye tevbeyi geciktirmek ve tevbe ederim diye günah işlemek. Doğru olan günah işlediğinde kalpte siyah leke oluşmadan tevbe etmektir. Tevbe çok önemlidir, (Ulema buyurur ki tevbeyi tehir edene tevbe nasib olmaz) günah unutkanlık yapar, kişi günah işlediğinde aklının bir parçası, geri dönmemek üzere gider.

    Günde 100 kere "SÜBHANALLAHİ VE BİHAMDİHİ" diyenin deniz köpüğü kadar günahı olsa bağışlanır. 124.000 sevap yazılır. Bu kelime ALLAH'ın C.C. en sevdiği hamdlerden biridir. Dilde hafif mizanda ağırdır.

    "ALLAH'u EKBER" ve "SÜBHANALLAH" yer ile gök arasını doldurur

    Günde 100 kere "Lâ Hâvle ve Lâ Kuvvete İlla Billahil Aliyyil Aziym" diyen kimsenin en hafifi fakirlik olmak üzere 70 çeşit bela ve musibet üzerinden kaldırılır. Efendimiz (SAV) bu kelime için cennet hazinelerinden bir definedir buyurmuştur.

    Sabah namazına kalkamayan "Kevser" Sûresini okuyup, dua edip yatarsa ALLAH'ın C.C. izniyle kalkar

    Şaban ayında bu duayı okuyana bin sene ibadet etmiş sevabı yazılır. Bin senelik günahı da olsa silinir. Kabrinden yüzü ayın ondördü gibi çıkar ve ALLAH C.C. indinde sıddık olarak yazılır. "Lailaheillalahu velâ ne'büdü illa iyyehü mühlisine lehüddine velev kerihel kâfirune"

    Bu duayı sabah güneş doğmadan 3 kere ve akşam güneş battıktan hemen sonra okuyan, korkmaya tek layık olan yalnız ALLAH'tan C.C. korksun . Başta zalim devlet başkanı , şeytan, cin ve insanların şerrinden, büyü ve efsunlardan hiçbiri ALLAH'ın C.C. izniyle hiçbir şekilde zarar veremez. Zehir verilse tesir etmez ALLAH'ın izniyle:
    "Bismillahillezi Lâ Yedurrü meâs mihi şey-ün fil-erdi ve lâ fissemai ve hüves semiül âliym"

    Rivayete göre cennetin çorak olduğu insanların yaptığı amellerle ve zikirlerle cennetlerini imar ettikleri bildirilmiştir.Faideli zikir kalp huzuruyla kendini ve bütün fikriyatını ALLAH'a C.C.vererek yani kalbinde ALLAH'tan başkası(dünyalık, çoluk çocuk, eş v.s.) kalmadan yapılan zikirdir.

    "Teheccüd" nafile namazlar içinde en kıymetli namazdır. Riya'dan uzaktır. (2 rekatta bir selam olmakla beraber, 2 rekattan 12 rekata kadar kılınabilir)

    "Askerde ve cihâd'da kılınan namaz", sivildeki namazdan 2 milyon derece daha faziletlidir, "BEYTULLAH'da kılınan namaz" , evinde kıldığın namazdan 100.000 kat faziletlidir. Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece faziletlidir.

    Akşamla Yatsı arası 6 rekat Evvabin namazı kılana 12 sene ibadet sevabı verilir.(Son iki rekatı Hıfz-ı İman/imanı muhafaza namazıdır.) ALLAH'a dönenlerin namazıdır. Deniz köpüğü kadar günahı olsa afvedilir.

    Sarıkla kılınan namaz, sarıksız kılınan namazdan 72 derece faziletlidir. (Cuma günü sarık sarana ALLAH C.C. ve Melekleri Sâlât ederler)

    Evlinin namazı bekârın namazından 70 derece'den daha faziletlidir.

    Pazar günü öğle ile ikindi arası 4 rekat nafile namaz kılıp her rekatında AmerenerRasulü okunursa, kılana yeryüzündeki hristiyanlar adedince sevap verilir.

    İki rekât "İşrâk" namazı kılana bir Hac ve bir Umre sevabı vardır. (sabah kerâhât vakti geçtikten sonra 1-2 saat civarında kılınmalı)

    Vücutta 300 yada daha fazla mafsal vardır.Bunlar için her gün sadaka verilmelidir. Bu sadakayı veremeyen (sabah kerâhât vakti geçtikten sonra ile öğlen kerâhat vakti girmeden arası) iki rekat "Kuşluk namazı" kıldı mı bu sadakaları vermiş olur. (İbadetin efdali az da olsa devamlı olanıdır)

    Son nefeste imanı kurtarma duası: "Ya Hayyu Ya Kayyumu, Ya Zel Celâli Ve'l İkrâm, ELLAHÜMME inni es'elüke en tühyiye kalbi bi Nûri ma'rifetike ebeden, Ya ALLAH, Ya ALLAH, Ya ALLAH Celle Celâlüh" Sabah namazının sünnetiyle farzı arasında okunacak. Çok önemli bir duadır...

    Sabah ve akşam namazının farzında selâm'dan hemen sonra 10 kere "LA İLAHE İLLALLAHU VAHDEHU LA ŞERİKELEH LEHÜL MÜLKÜ VE LEHÜL HAMDÜ YUHYİ VE YUMİT VE HÜVE HAYYUL LA YEMÜT BİYEDİHİL HAYR VE HÜVE ÂLA KÜLLİ ŞEY-İN KADİR" günahları tertemiz eder, akşama/sabaha kadar günah yazılmaz

    PEYGAMBER EFENDİMİZE(SAV) SALAT'Ü SELAM VE FAZİLETLERİ:
    Muhakkak ALLAH ve Melekleri, Peygamber üzerine salat ederler.Ey iman edenler,sizde ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.Ahzap/56

    1 kere salavat getirene: ALLAH C.C. 10 kere salat eder. (Cebrail A.S. 10 salavat getirir)

    "İnsanların bana en yakını bana en çok salavat getirenidir." Hadis'i Şerif(Tirmizi)

    "Kişinin cimriliği için yanında anıldığım halde benim üzerime salavat getirmemesi kâfidir." Hadis'i Şerif(Nesei) "Bana getirilen Salavat sırat köprüsü üzerinde ışıktır." Hadis'i Şerif

    "Cuma günü üzerime 100 kere salat'ü selâm getirenin 80 senelik günahı afvedilir." Hadis'i Şerif

    "Adımın geçtiği yerde salavat getirmeyenin burnu sürtülsün." Hadis'i Şerif (Cebrail A.S.bu duaya amin dedi)

    En EFDÂL Salâvat'ı Şerife: ELLAHÜMME sâlli âla seyyidina Muhammedin ve âla âlihi ve sahbihi efdâle salevatike ve adade me'lumatike ve bârik ve sellim"

    “Üzerime 100 defa salavat getirene ALLAH C.C. 1000 defa Rahmet nazarıyla bakar” Hadis-i Şerif

    “Cuma günü üzerime 100 defa salavat getiren kimse kıyamette öyle bir nur ile gelecek ki, eğer o nur bütün mahşer halkına taksim edilse hepsine yeterdi” Hadis-i Şerif

    “Üzerime bir günde 1000 defa salavat getiren kimseye Cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez” Hadis-i Şerif

    Bir toplulukta oturupta bir kere bir salavat getirmeden kalkanlar leş sofrasından kalkmış gibi olur.


    Peygamber Efendimiz'e Salât'u Selâm ALLAH'u Teala'yı Razı ve Hoşnud eder, şeytanı uzaklaştırır, belaları çevirir, sadakadır, Ahiret ve dünya kurtuluşuna vesiledir, Efendimiz'in (SAV) Şefaatine vesiledir, mü'min'in Peygamber Efendimiz'e (SAV) boynunun borcudur.


    (Bu dökümanı ailenize okutun ve kopyalayıp dağıtın, Dağıttığınız kişi dökümandaki zikirlerden birini tekrar etse ona yazılan sevap kadar sizede var İNŞAALLAH. Siz ölseniz dahi o kişi zikretmeye devam ettiği sürece amel defteriniz açık kalarak sevap yazılmaya devam edilir.)

     

    zehra Adilovic:



    nerde alinti adres berirtirseniz cok daha guzel olur bence .elinize saglik selamlar

    Muhamed Dolaku:



    İstihare Duası

    Allah-u Teâlâ’ya istihâre ile danışan, müminlerle de istişâre eden ve işini araştıran kimse pişman olmaz.
    Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:


    وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ

    “İş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman, artık Allah’a tevekkül et. Şüphesiz ki Allah, tevekkül edenleri sever.”
    Âl-i İmran 159

    اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَ أَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَ أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَ لاَ أَقْدِرُ، وَ تَعْلَمُ وَ لاَ أَعْلَمُ، وَ أَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ خَيْرٌ ليِ
    فيِ دِينِي وَ مَعَاشِي وَ عَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدُرْهُ ليِ وَ يَسِّرْهُ ليِ ثُمَّ بَارِكْ ليِ فِيهِ، وَ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأمْرَ شَرٌّ ليِ فيِ دِينيِ وَ مَعَاشِي وَ عَاقِبَةِ أَمْرِي فَاصْرِفْهُ عَنيِّ وَ اصْرِفْنيِ عَنْهُ وَ
    اقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنيِ بِهِ


    Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize, Kur’an’dan bir sure öğretir gibi tüm işlerde istihâre etmeyi öğretir ve:
    ‘Sizden biriniz bir işi yapmayı içinden geçirirse, farz namazın dışında iki rekât namaz kılsın. (İkinci rekâtın secdesinde iken) şöyle dua etsin:
    ‘Allah’ım! İlmine başvurarak senden iyilik isterim. Kudretine dayanarak senden güç isterim. Senden, yüce ihsanını isterim. Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem. Sen bilirsin, ben bilemem. Sen bilinmeyenleri en iyi bilensin. Allah’ım! Bu işi benim için dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda iyi biliyorsan, onu bana takdir et, kolaylaştır ve sonra bereketli kıl. Bu işin benim için dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda şerli olarak biliyorsan onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Ve benim için nerede olursa hayrı takdir et. Sonra, beni ondan razı kıl’ buyurdu.”
    Buhari 7/162

    Muhamed Dolaku:



        Eve Girerken Yapılan Dua

        Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

        “Bir kimse evine girdiği zaman:

        اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ الْمَوْلِجِ وَخَيْرَ الْمَخْرَجِ، بِسْمِ اللهِ وَلَجْنَا وَبِسْمِ اللهِ خَرَجْنَا، وَعَلىَ اللهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا

        ‘Allah’ım! Kuşkusuzki ben Senden, girilen ve çıkılan yerin hayrını istiyorum. Allah’ın adıyla girdik, Allah’ın adıyla çıktık ve sadece Rabbimiz olan Allah’a tevekkül ettik,’ desin! Sonra ailesine selam versin.”

        Albani Silsiletu’l-Ehâdîsi’s-Sahîha ve Sahîhu’l-Câmi

        Başka bir hadiste Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

        “Kişi evine girerken ve yemek yerken bismillah dediğinde şeytan arkadaşlarına:

        −‘Size burada ne geceleyecek yer, ne de akşam yemeği var’ der.”

        Müslim 2018

     

    Muhamed Dolaku:



    Evden çıkarken, girerken okunacak duâ

       
        Evinden çıkarken Âyet-el kürsî okumalı. Evden çıkarken “Âyet-el kürsi”yi okuyan, eve dönünceye kadar belâlardan emin olur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

        “Evinden çıkarken Ayet-el kürsi okuyana, yetmiş melek, evine dönünceye kadar duâ ve istigfar eder.”

        “Evinden çıkarken "Bismillah, tevekkeltü alellah, La havle vela kuvvete illa billah" diyen, tehlikelerden korunur, şeytan ondan uzaklaşır.”

        “Eve girerken İhlâs-ı şerîfi okuyan, yoksulluk görmez!”

        Bir kere “Kulhüvallâhü” sûresini ve bir kere de “Âyetelkürsî”yi okuyanın evine şeytân giremez.

     

    Navigacija

    [0] Indeks poruka

    [#] Slijedeća stranica

     

 

İLK İNSANLAR DEVMİYDİ?

İşte Dev İnsanın Ayak İzi

İlk İnsan
ilk insan
İlk insanlar birer devdi.

ilk insan
http://greaterancestors.com/the-largest-human-footprint/

http://www.pearltrees.com/tor.nelson/other-worlds/id4911904#item39176445

 

 


EDEP
(GÖRGÜ, TERBİYE)

Peygamber efendimiz, kızının yanında bile bir defa olsun, ayağını uzatıp oturmamıştır.

Evliyadan bir zat, diz üstü oturmakla yorulmuş, biraz da bağdaş kurayım demiş. Bağdaş kurup otururken, Köle efendisinin yanında böyle mi oturur? diye bir ses duymuştur.

Müslümanlık temizlik dinidir. Temiz olun! Cennete ancak temiz olanlar girer. [HADİS/Deylemi]


 

 

KURAN'I KERİMDEN DUALAR

 

 

Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne). (Araf 23)

(Adem as ve Havva anne) İkisi şöyle dedi: “Rabbimiz, biz nefslerimize zulmettik, şâyet Sen bize mağfiret ve rahmet etmezsen, biz mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz.”

 

KUR'AN 

EVREN

UZAY

 İSLAM

kosmos

 

Yaklaşansaat'te yayınlanan ve daha sonra da kitap olarak neşrettiğimiz "BÜYÜK PATLAMA, EVREN TEORİLERİ VE"KUR'AN EVRENİ" araştırmamızda "Evrenin Yarıçapı ve 1019 "arasındaki ilişkiye dikkat çekmiş ve bu meseleyi ayrı bir çalışma ile ele alacağımızı söylemiştik. Sözünü ettiğimiz önceki araştırmamızın sonuç bölümünde yer alan konuyla ilgili tespitlerimize bir kere daha göz atalım:    

"Evrenin mikro ve makro boyutları, 10'un 19'uncu kuvvetleri (10±19) cinsinden biri birine bağlanmıştır. Evrenin en küçük yapıtaşı(tuğlası) kuarkların boyutu, 10-19 metreden küçüktür. Yani kuarkların boyutu <10-19 metredir.Kur'an'daki ME'ARİC(70)/4 ayetine dayanarak yaptığımız hesaplamadan; "evrenimizin ve tüm evrenlerin yarıçapları";1019un bir katı olarak tarafımızdan elde edilmiştir. Bu sonuç, astrofiziğin hesaplarına uygundur ve 1/R yarıçaplı "mikro evren"le, R yarıçaplı "makro evren"in fiziği aynıdır. (1/R= 10-19 ‹-› R=1019)

"Yine evrenimizdeki tüm protonlar, 1,6 x 10-19C değerinde pozitif yüke sahiptir. Elektronun kütlesi, protondan 1836kez daha hafiftir, ancak yükü, protonla aynıdır ve 1,6 x 10-19C'dir. Acaba evrenle ilgili bütün bu şaşırtıcı sayısal ilişki ve sayılar tesadüf müdür dersiniz? Kur'an'da MÜDESSİR(74)/30 ayeti, bir taraftan Fiili Kıyamet(Büyük Çöküş) sonrası ortaya çıkan Cehennem'in melek bekçilerine atıf yaparken, diğer taraftan semalar(evrenler) üzerinde 19olduğuna işaret etmektedir. İşte evrenin üzerinde 19 olduğunu ifade eden ayet:

"Onun üzerinde 19 vardır."
[MÜDESSİR(74)/30]

"19'un, tüm sayı sistemlerini ve evrenleri oluşturan baz kümesinin; (1,2,3,4,5,6,7,8,9), birinci ve sonuncu rakamlarından(1,9) oluştuğu; 1'in 1. evreni; 9'un da ARŞ'ı temsil ettiği hatırlanmalıdır.

"Kütle ya da enerji, Planck ölçeği olan 10-33 cm boyutlarına indirildiğinde, yaklaşık 10-19 proton kütlesi olan 22 mikrogramlık Planck Kütlesine eşdeğer olur. Planck boyutları denen ölçeğe ve sınıra inince, zamanın ve evrenin başlangıcına inmiş oluruz. Bu ölçekte uzay ve zaman anlamsızlaşır. Görünen-fiziki evren; her şey Planck ölçeğinde geçersiz olur. Planck ölçeğinin ötesinde fizik yasaları çalışmaz... Planck–altı ölçek, maddeyi ve evreni oluşturan ancak madde olmayan "melekut enerji alanı"dır. Bu enerji alanı, reel değildir, sanaldır ve melekidir."

Biz bu çalışmamızda ise "evren"in; elbette "evrenlerin(8 evrenin) yarıçapı"nı, Kur'an'a ve Sünnet'e; yaniPeygamber'imizin sahih haberlerine dayanarak hesaplayacağız. Daha açık ifade edecek olursak, bir ayet ve iki ayrı hadise dayanarak; iki yoldan birbirini teyid eden "evrenlerin yarıçapı"nı elde edeceğiz.

Bilimin yahut evren bilimcilerin bu konuyla ilgili ulaştıkları bir sonuç ise henüz ortada yoktur. Hatta evrenin, sayı vebüyüklük itibarıyla sonlu mu, yahut sonsuz mu olduğu konusu, astrofizik biliminin henüz çözemediği bir konudur. Bize göre ise evrenlerin varlığı, sayısı ve sonlu olduğu açık ve kesindir. "BÜYÜK PATLAMA, EVREN TEORİLERİ VE "KUR'AN EVRENİ" kitabımızda bu mesele net bir şekilde ortaya konmuştur.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi astrofizik bilimi dahil çağdaş tüm bilimler, Kur'an'daki ilmi prensiplerin ve işaretlerin gerisindedir ve böyle olmaya da devam edecektir. İşte bu tespitimizi önceden kayda geçiren ifadelerimiz:

"İnsanoğlu, sonsuza kadar gelişse ve bilimi geliştirmeye devam etse de; bilimdeki "eksiklik", "çözümsüzlük" ve "tam olmama", ne biter, ne azalır, sonsuza kadar devam eder. Bu nedenledir ki; insanoğlu ve bilim, her zaman gerçek vahye muhtaçtır. Yol gösterici, düzeltici, kuşatıcı ve onaylayıcı, "sonlu olmayan bir Akıl"a muhtaçtır. Çünkü Sonsuz Yüce Rabb'imiz "Tam"dır, O'nun her planı, yaratması ve işi "Tam"dır. Sonuç olarak, Rabb'imiz hiçbir kimseye, hiçbir bilime, hiçbir alime muhtaç değildir.

"Bugün ve her zaman, yaratılmışlar, cinler, insanlar ve onların bilimleri, Allah'a muhtaçtır. Evrenimizin ve evrenlerin bunca bilinmezlerine rağmen, az bilgiye dayanarak bir kısım evrimci-evrenci bilim insanlarının yaptıkları genellemeler; evrenin her aşamasında ortaya çıkan "olağanüstü bilinçli, hiyerarşik ve sistematik madde-evren yapısı"nı ve bu yapının, Sonsuz Boyutlu Sonsuz Yüce Yaratıcısı'nı örtmeye yetmez. Sonsuz Yüce Allah'ı ne kadar örtmeye çalışsalar da, örtemeyeceklerdir, sonsuza kadar O'na ve Vahyine muhtaç olacaklardır, keşke bilselerdi..."

BİLİM: "EVRENİN YARIÇAPI"NI BİLEMİYOR

2004 yılında Nobel fizik ödülünü alan David Gross'un söylediği şudur: "Neyi bilmediğimizi çok iyi biliyoruz. Evrenin %95'ini bilmiyoruz." Bu ifade, gerçeğin bir tescilidir. Harcanan müthiş paralara, bilimsel ve CERN benzeri deneysel çalışmalara rağmen bugün gelinen nokta budur.

Tüm çabalara ve çalışmalara rağmen astrofizin geldiği nokta, bir gerçek olarak yukarıdaki tespitten ibarettir. Bugün evrenin başlangıcı bilinmesine rağmen, sonlu yahut sonsuzluğu, sınırları, büyüklüğü ve evrenin yarıçapı bilinmiyor, bilinemiyor. Yakın gelecekte de bilinebilecek gibi gözükmüyor. Nitekim Oxford Üniversitesi Astrofizik bölümü başkanıJoseph Silk, evrenin sınırlı olup olmadığını belki hiçbir zaman öğrenemeyebiliriz diyor. O halde astrofizik bu konuda bugün bize ne söylüyor? Ancak şunları söylüyor:

1) Evrenin yaşı; 2013 yılı itibari ile 13 772 ± 0,059 milyar ışık yılı olarak hesaplanmıştır. Bazı bilim adamları, hiçbir şeyin ışıktan hızlı gidemeyeceğini düşünerek evrenin yarı çapının da 13 772 milyar ışık yılı olduğunu düşünmektedir. Bu, ancak evrenin uzay-zamanının statik Minkowski uzay-zamanı olması halinde doğru olabilirdi. Oysa, Hubble Kanunu tarafından da delillendirildiği üzere gerçek evrende uzay-zaman, uzayın genişlemesine bağlı olarak bükülüdür.

2) Gözlemlenebilir evren; teorik olarak ışığı bize ulaşabilecek olan galaksilerin ve diğer maddelerin yer aldığı küreye denir. Gözlemlenebilir denmesi, bu nesnelerden çıkan ışığın kozmolojik şişmenin başından bu yana geçen zamanda Dünya'ya ulaşabilmesinden ötürüdür. Bu ifade, teorik olarak, prensipte bugüne kadar ışığı bize ulaşabilecek olan nesneleri içine alan bir küredir. Bu gözlemlenebilir evrenin yarıçapının; %2'lik bir sapmayla 46,6 milyar ışık yılı olduğu düşünülmektedir. Yani bugün Dünya'ya ışığı ulaşmış olabilecek en uzak galaksinin, Dünya'dan 46,6 milyar ışık yılı uzakta olduğu tahmin edilmektedir.

Aynı zamanda gelecekte daha uzaktaki galaksilerin ışığı da ulaşabileceğinden bugün gözlemlenemez olan alanlar, zamanla gözlemlenebilir hale gelebilir ve "gözlemlenebilir evrenin yarıçapı" değişebilir. Ancak, Hubble Kanununa göre belli uzaklıktan daha uzakta olan nesneler, gelecekte bile hiçbir zaman gözlemlenemezler. Bunun sebebi, evrenin genişlemesi sebebiyle çok uzaktaki nesnelerle Dünya arasındaki uzaklığın ışık hızından daha hızlı bir şekilde açılıyor olmasıdır. Eğer karanlık enerji sabit kalırsa ve bugünkü gibi hızlanarak genişleme sürerse gelecekte maksimum "gözlemlenebilir evren"in yarıçapının ancak 62 milyar ışık yılı olacağı tahmin edilmektedir.

3) Evrenin gerçek büyüklüğü için alt sınır: 2003'te Kozmik Mikrodalga Fon Işımalarını(KMFI) inceleyen Cornish ve ekibi, "Evrenin çapının 78 milyar ışık yılı"ndan daha küçük olamayacağını buldular. Bu da küre varsayımıyla "39 milyar ışık yılı yarıçap"a karşılık geliyor. Aynı araştırmacıların 2012 makalesinde ise, daha yüksek çözünürlü KMFIincelemeleri sonucunda bu alt sınırı, yaklaşık 84 milyar ışık yılı çapa; yani 42 milyar ışık yılı yarıçapa yükseltmişlerdir.

Sonuç olarak bugün evrenin yarıçapıyla ilgili kesin olmayan bir sonuç şudur: Evrenin yarıçapı, tahmini olarak 42 milyar ışık yılından daha büyük olmalıdır. Böylece "evrenin yarıçapı" için tahmini bir alt sınır ortaya konmuştur. İşte astrofiziğin, "evrenin yarıçapı"yla ilgili ortaya koyabildiği yaklaşık sayısal sonuç bundan ibarettir.

CEVAPSIZ KALAN SORULAR VE "KUR'AN  EVRENİ"NİN CEVABI

Astrofiziğin kesin olarak cevap veremediği temel sorular şunlardır: Evrenin başlangıcı ve sonu var mıdır? Evren mi, evrenler mi ve bunların sayısı sonlu mu, sonsuz mu? Evren sınırlı mı, sınırsız mı? Şayet sonlu ve sınırlı ise evrenin yahut evrenlerin yarıçapları nedir?

Bu soruların cevabı "KUR'AN EVRENİ"nin de mevcuttur ve açıktır. Bu soruların cevapları, "BÜYÜK PATLAMA, EVREN TEORİLERİ VE "KUR'AN EVRENİ" isimli kitabımızda açıklanmıştır, ancak burada çok kısa özetleyeceğiz. Bu cevapların delili olan ayetleri ve açıklamalarını ise konuyu amacından uzaklaştırmamak ve uzatmamak için zikretmeyeceğiz. İşte astrofiziğin cevaplayamadığı yukarıdaki soruların Kur'an'daki cevapları:

Evrenin yani evrenlerin, başlangıçı ve sonu vardır. Ayrıca bilinmelidir ki başlangıcı olan her şey-varlık, sonlu olmak zorundadır. Başlangıcı ve sonu olmayan Sonsuz Boyutlu, Sonsuz Yüce Allah'tır. Evrenler ve hiçbir şey-varlık yokken sadece ve sadece O vardı, O'nun Nuru, sonsuzluğu kaplamıştı. O sonsuz latif(ince) Nuru'ndan "Melekut"u, Melekut'tan "Sicimleri(Hubbük'ü)", Sicimler'den de "Kuark Gluon Sıvısı"nı ve "evrenler"i yarattı. Hiçbir varlık-şey, sonsuz olamaz,evrenler de sonludur, ölümlüdür ve de sınırlıdır. Evrenlerin sayısı da sonsuz olamaz ve de değildir, yani sonlu sayıdadır, sınırlıdır ve birbirini kapsayan içiçe 8 evrenden meydana gelmiştir.

Yaratılmış her şeyin, evrenlerdeki her şeyin sayısal bazı olan (1,2,3,4,5,6,7,8,9) sayı sistemi, tüm "matematik sistemler"in de "baz"ını oluşturmaktadır. Bu sayıların her biri, bir evrene karşı gelir, 9 ise Sonsuz Yücenin ARŞ'nı temsil eder. Sonuç olarak evrenler sonludur ve her biri diğerinin alt uzayı olacak şekilde genişleyen "8 evren"den(hiper küreden) ibarettir. Evrenler sonlu, sınırlı olduğuna göre bu evrenlerin büyüküğünü ölçen bir "yarıçap"tan söz edebiliriz. işte bu çalışmamızın amacı da tamı tamına budur. Evrenimizin ve diğer evrenlerin yarıçapları sonlu olacağına göre büyüklüğü sayısal olarak nedir? Bu soruyu cevaplamadan önce "KUR'AN EVRENİ"nin bazı kavramlarına da kısaca ışık tutup, "evrenin yarıçapı"nı hesaplamaya esas teşkil edecek olan alt yapıyı oluşturmalıyız.

ARZ'DAN ARŞ'A EVRENLER VE ARŞ'I TAŞIYAN MELEKLER

Önceki çalışmamızda da temas ettiğimiz gibi tüm yaratılmış olan evrenlerin sayısı 8 dir, 9'uncusu Arş'dır. 1. evren, içinde bulunduğumuz "madde evreni"dir, 2. evrenden "8. Kürsi'ye kadar olan 7 evren, "antimadde evrenler"dir. 8. Evren olan Kürsi, Kur'an'da "Ayet-el Kürsi" ayetiyle ifade edilmiştir. 8. evren; 7 evreni kapsayan en yüksek evrendir ve Levhi Mahfuz(Ana Bilgisayar-Yönetim Merkezi) buradadır. "8. Evren(Kürsi)"nin genişliğini mukayeseli bir şekilde veren ve diğer 7 evrenin genişliklerinin toplamı kadar olduğunu bize bildiren hadis, aşağıda verilecektir. AyrıcaBAKARA(2)/255) ayeti de şöyle der: ".. O'nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır.."

Sonsuz Yüce Allah, sonsuz latif Nuru'ndan "Melekut"u, "Melekut"tan "Sicimleri" ve "Sicimler"den de "Kuark-Gluon Sıvısı"nı yarattı. ARŞ'ını, bu "sıvı küre" üzerine koydu, arkasından da "Ol" emriyle; yani "Büyük Patlama"yla tüm evrenleri(8 evreni) yarattı ve genişletti. Sonsuz Yüce Rabb'imizin Arş'ı(Taht'ı), "8. Evren(Kürsi)"nin üzerindedir, Kürside; yani 8. Evren(Sema)de yukardaki ayetin ifade ettiği gibi tüm 7 evreni kuşatmış-kaplamıştır.

O'nun Arş'ı su üzerinde iken, amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için 'Gökler'i ve 'Arz'ı 'altı gün'(altı devir)de yaratan O'dur. Şayet sen onlara: "Gerçekten siz, ölümden sonra yine diriltileceksiniz" dersen, elbette Hakk'ı örtenler: "Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir" derler.
[HUD (11)/ 7]

Kur'an bize ARŞ'ı "taşıyan melekler"den söz eder. Başlangıçta, Arş'nı yaratıp Su(Kuark Gluon Sıvısı) üzerine koyanAlemlerin Rabb'i, bu "Su"dan tüm evrenleri hiyerarşik olarak yaratmış ve ARŞ'ını, son evren olan "8. Evren(Kürsi)"nin üzerine koymuştur. "Su"yun ve "evrenler"in yaratıldığı "Melekut"; elbette Rabb'inin emrinde bilinçli bir "melek enerjisi"dir ve Rabb'ine saygısı ve bağlılığı mutlaktır. "Melekut"un çözülüp-dönüştüğü "Sicimler" de yine Rabb'inin emrinde ve elinde bilinçli bir "meleki-yaratım enerjisi"dir, başka bir ifadeyle "sanal(ruh) enerjisi"dir, Evrenlerin başlangıcından, sonuna(kıyamete) kadar, Sonsuz Yüce Rabb'imizin ARŞ'ı, görevli melekler(melekut) tarafından taşınmaktadır:

Gök yarılıp-açılmıştır. Artık o gün o, "gevşeyip-zayıflamıştır". 
Melekler, onun çevresi üzerindedir. O gün, Rabb'inin Arş'ını, onların üzerinde sekiz (melek) taşır.
[HAKKA(69)/16-17]

Arşı taşıyanlar ve O'nun çevresindekiler (melekler), Rablerini, hamd ile tesbih ederler ve O'na iman ederler. İman edenler için de bağışlanma dilerler: "Ey Rabb'imiz! Rahmetin ve ilmin her şeyi kuşatmıştır. O, tevbe edenleri ve senin yoluna tabi olanları bağışla, onları cehennem azabından koru!" 
[MÜ'MİN(40)/7]

Peygamber'imiz(s.a.v.)den gelen birçok sahih haberde de "ARŞ'ı taşıyan melekler"den bahsedilir. Biz burada evrenlerin yarıçapını hesaplamada yararlanacağımız bu hadislerden birisini aşağıya alıyoruz.

Cabir İbn-i Abdullah'tan rivayet edildiğine göre Resulullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Allah'ın Arş'ını yüklenen meleklerinden bir melek hakkında söz söylememe izin verildi. O meleğin kulak memesi(yumuşağı) ile omzu arasındaki mesafe yedi yüz(700) yıllık yoldur." 
Ebu Davud,
 C. 5, H.no: 4727

"Nur"dan yaratılan "Melekut"; "Sicimler"e dönüşerek tüm evrenleri oluştururken, diğer taraftan ARŞ'ı yüklenen "Melekut-Sicimler", evrenlerle beraber genişleyerek uzamış ve ARŞ'ı taşımaya devam etmişlerdir. Sicim Teorisi'ninmatematik modelini geliştiren matematik-fizikçi Edward Witten, "uzayan sicimler"den söz eder ve şöyle der:

"Büyük Patlama'nın, bugünkü evrende de uzamaya devam eden büyük bir sicim üretmiş olabileceği makul bir düşüncedir."

Ayrıca Sicim kuramcıları, ortalama bir "sicim"in sahip olduğu gerilimin 1039 ton olduğunu, ancak bu gerilimin, sicimden sicime farklılık gösterebildiğini, gerilimi yüksek olan bir "Sicim"in ise enerjisinin daha yüksek olacağını ifade etmektedir.

Evet geldiğimiz bu noktada, "evrenlerin yarıçapı"nın hesabına geçmeden önce; birinci adım olarak Kur'an'da; "özel rölativite(izafiyet) teorisi"ne de ışık tutan bir ayete dayanarak "melek hızı"nı hesaplayacağız.

KUR'AN'A DAYANARAK "MELEK HIZI"NIN HESABI

Melekler ve Ruh(Cebrail), O'na(Allah'a), miktarı 'elli bin yıl' olan 'bir gün'de yükselir.  
[MEARİC(70)/4]

Ayetin bize bildirdiği açık anlam şudur: Cebrail ve beraberindeki melekler, Dünya'dan, Allah'a; yani O'nun Tahtı'na;ARŞ'a, "elli bin yıl"(50 000 yıl) karşılığı olan "bir günde" yükselir(çıkar). Bu ayet, açıkça bizim mahkum olduğumuz"ışık hızı"(dünya hızı) ile "melek hızı" arasındaki "oranı-bağıntı"yı bize vermektedir. Işık hızına IH; melek hızınaMHdiyelim. Bu iki hıza bağlı "zamanların oranı"na da, ORAN diyelim. Yani ışık hızına bağlı zamanın, melek hızına bağlı zamana oranına da ORAN diyoruz.

ORAN= 1Gün/ 50 000 Yıl = 1Gün / 50 000 x 360 Gün = 1Gün / 18 000 000 Gün. Bu iki "zamanın oranı", tabii ki bu iki zamana ait "hızların oranı"na eşittir. Sonuç olarak buradan ORAN = IH / MH eşitliğini yazarız:

ORAN = 1Gün / 18 000 000 Gün = IH / MH = 300 000 km/sn / MH. Bu eşitlikten de melek hızı MH'yi elde ederiz:

MH = 18 000 000 x 300 000 km/sn = 54 x 1011 km/sn = 5,4 x 1012 km/sn = 5,4 Trilyon km/sn.

Böylece ARZ'dan ARŞ'a yükselen Cebrail ve beraberindeki meleklerin hızını; MH = "5,4 trilyon km/sn" olarak hesaplamış bulunuyoruz. Bundan sonraki adımda bu hızdan yararlanarak, "evrenlerin yarıçapı"nı hesaplayacağız. AncakARZ'dan, ARŞ'a evrenlerin mesafesinin zaman cinsinden bilinmesi gerekmektedir. Bu mesafeleri, zaman cinsinden tanımlayan sahih haberler, son evrensel elçi Muhammed(s.a.v.) tarafından bize bildirilmiştir.

"EVRENİN-EVRENLERİN YARIÇAPI"NIN HESABI

Bu bölümde, hadislerden de yararlanarak "evrenlerin yarıçapı"nı hesaplayacağız. Yukarıda bir ayetten elde ettiğimiz "melek hızı"nı kullanarak ve "iki hadis"ten elde edeceğimiz zaman-mesafe verilerine dayanarak birbirini destekleyeniki sonucu; yani evrenin yarıçapını elde edeceğiz. Böylece "evrenin-evrenlerin yarıçapı"nı, iki ayrı yolla hesaplayacağız ve sonuçların ne kadar yakın olduğunu ve adeta bir doğrulama sağladığını göreceğiz. Bu hesaplamalardanbirinci çözüm; doğrudan-kesin(tam) bir hesaplamadır, ikincisi ise yaklaşık bir yöntemle elde edilen çözüm(hesaplama)dür.

Özetle ifade edecek olursak; yukarıda görüldüğü gibi MEARİC(70)/4 ayetine dayanarak melek hızı(MH) hesapladık, arkasından da iki hadisle, iki yolla elde edeceğimiz evrenin "zaman-mesafe yarıçapı"na dayanarak; kilometrecinsinden yarıçapını bulacağız ve bu iki yarıçapın anlamlı bir şekilde yaklaşık olarak aynı olduğunu göreceğiz.

a) Birinci Çözüm / Tam Hesap: Evrenin Yarıçapı

Evrenler arasındaki zaman mesafeleri. Resmi büyültmek için üzerini tıklayın.
Evrenimizin ve Evrenlerin Yarıçapı

Aşağıya aldığımız hadis bize "8 evren"in, "zaman"cinsinden genişliğini ve aralarındaki "hiyerarşik-kapsama ilişkisi"ni açık bir şekilde tanımlamaktadır. İşte hadisin ifadesi:

Ebu Zer'in bildirdiğine göre Resulullah(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 
"
Dünya Seması ile Yer arası, 500 yıllık mesafedir. Her Sema'nın genişliği 500 yıllık mesafe kadardır. (Semaların Yerleri arasındaki mesafe de böyledir.) 7. Sema ile Arş'ın arasındaki mesafe ise bu 7 Sema'nın genişliğinin toplamı kadardır." 
İbn-i Hacer El-Askalani, El-Metalib Ul-Aliye, C. 3, H.no: 3443

Evrensel elçiden bize ulaşan bu hadise göre; 1. Sema'nın genişliği; yani ARZ'dan 2.Sema'ya olan mesafe 500 yıldır. 2. Sema'dan, 7. Sema'ya kadar olan semalar arası zaman-mesafeleride, eşittir ve500 er yıldır. 7. Sema ile ARŞ (8.Sema-Kürsi) arasındaki zaman-mesafesi ise bu "7 sema"nınzaman-mesafeleri toplamı kadardır. Yani 7-8 arası zaman-mesafesi; 7 x 500 yıl = 3500 yıldır. Hadis'te bahsedilen "semalar"ın, "evrenler" olduğunu; dolayısıyla 8 evren(sema) bulunduğunu, sürekli vurguladığımız unutulmamalıdır.

ARZ'dan 2. Sema'ya kadar olan bizim semamızın(evrenimizin) zaman cinsinden mesafesiT = 500 yıl ise 1.-7. sema arsındaki mesafe 7 x T= 3500 yıl olur. 7. ve 8. Sema(evren) arasındaki mesafe ise diğerlerinin toplamı kadar olduğuna göre; 7 x T = 3500 yıl olur. Sonuç olarak ARZ'danARŞ'a; tüm evrenlerin toplam yarıçapı, zaman cinsinden 14 x T = 7000 yıldır, bunu T* ile gösterirsek; T* = 14 x T = 7000 yıldır.

Sonuç olarak ARZ'dan ARŞ'a tüm evrenlerin(8 evrenin) zamana bağlı mesafesi T* = 14 x T = 7000 yıl; 1. Evrenin(bizim evrenimizin) zaman mesafesi ise T = 1/14 x T* dir. T = 500 Yıl olduğuna göre; T* ı saniye cinsinden hesaplayalım:

T* = 14 x T = 7000 Yıl = 7000 yıl x 360g x 24s x 3600sn = 217 728 x 106 saniye olur.

Benzer şekilde T zaman mesafesine karşı gelen 1. Sema'nın yarıçapına R; T* a karşı gelen ARZ'dan ARŞ'a tümevrenlerin yarıçapına da R* diyelim. Melek Hızı = MH = 54 x 1011 km/sn. olduğuna göre; evrenlerin yarıçapı = R* =MH x T* olacaktır:

R* = MH x T* = 54 x 1011 km/sn. x 217728 x 106 sn. = 11 757 312 x 1017 = 117 573,12 x 1019 km elde edilir. Çok küçük olan ondalık kısmını atarsak; tüm evrenlerin(8 evrenin) yarıçapı R* = 117 573 x 1019 km olur.

Buradan 1. evrenin yarıçapı R = 1/14 x 117 573 x 1019 km = 8398,08 x 1019 km olarak elde edilir. Ondalık kısmı atılırsa; 1. evrenin(bizim evrenimizin) yarıçapı R = 8398 x 1019 km olarak elde edilir.

Sonuç: Evrenlerin(8 evrenin) yarıçapı R* = 117 573 x 1019 km ; 1. Evrenin(bizim evrenimizin) yarıçapı ise R = 8398 x 1019 km olarak elde edilmiş olur.

b) İkinci Çözüm / Yaklaşık Hesap: Evrenin Yarıçapı

Şekil1

Yukarıda da zikrettiğimiz ikinci hadisi aşağıya alalım ve bu hadisin nasıl bir bilgi taşıdığını açıklamaya çalışalım. 

Cabir İbn-i Abdullah'tan rivayet edildiğine göre Resulullah(s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Allah'ın Arş'ı yüklenen meleklerinden bir melek hakkında söz söylememe izin verildi. 
O meleğin kulak memesi(yumuşağı) ile omzu arasındaki mesafe yedi yüz(700) yıllık yoldur." 
Ebu Davud,
 C. 5, H.no: 4727

Ayetlerde de ifade edlen ARŞ'ı taşıyan meleklerden birisinin omuz boyunu hesaplamaya yarayacak bir bilgi, evrensel rehberimizMuhammed(s.a.v.)e bildiriliyor. Meleğin kulak memesi(yumuşağı) ile omuzu arasındaki mesafenin 700 yıllık bir mesafe olduğu ifade ediliyor. Aynı hadis, söz konusu meleği, insana benzetiyor ve insan ölçülerinden yararlanmamız için bize bir kıyas-oranlama sağlıyor. Ayrıca ARŞ'ı taşıyan meleklerin, ARŞ'ın su üzerinde yaratılmasından itibaren uzayan melekut-sicimler olduğunu bilmeliyiz. ARŞ'ı taşıyan melekler, adeta evrenleri geren meleklerdir.

Sonuç olarak ARŞ'ı omuzlarında taşıyan bir meleğin OMUZ-TABANmesafesini hesaplıyabilirsek; Evrenlerin(8 evrenin) yarıçapını hesaplamış oluruz. Bu hesaplamanın yaklaşık bir hesap olduğu açıktır. Çünkü insan formunun boyutları, ancak yaklaşık olarak hesaplanabilir. İnsanların bedensel ölçümleri; ırktan, ırka ve insandan, insana değişir. Ancak istatistiki bir ortalama bizi amacımıza ulaştırır ve evrenlerin yarıçapını yaklaşık olarak hesaplayabiliriz.

İnsan ölçüleri konusunda; İngiliz, Fransız, Alman, ABD ve Türkerkekleri üzerinde yapılan istatistiki araştırmalarla ortaya çıkan verilerden yararlanacağız.(7)

Bu verilere dayanarak Şekil 1'de bir erkeğin ölçümleri gösterilmiştir. Bir erkeğin ortalama omuz-taban mesafesi(yüksekliği) OMUZ-TAB-M = 143,6 cm dir. Aynı erkeğin, kulak memesinin, omuzuna olan mesafesi; KU-OM-M = 14,5 cm yaklaşık olarak elde edilir. İnsan formunda olan bir meleğin omuz mesafesi(yüksekliği)ni; ME-OM-TAB-M ; meleğin kulak memesi ile omuzu arasındaki "700 yıllık mesafeyi" de; ME-KU-OM-M ile gösterelim. Bu mesafe; önceden hesapladığımız 7000 yıllık mesafenin onda biridir. Yani R* =117 573 x 1019 km idi, bunu 10'a bölersek; ME-KU-OM-M= 117 573 x 1018 km olur.

Sonuç olarak şöyle bir orantı kuracağız: Kulak memesi-omuz mesafesi; KU-OM-M = 14,5 cm olan bir erkeğin Omuz-taban mesafesi; OMUZ-TAB-M = 143,6 cm ise; kulak memesi-omuz mesafesi; ME-KU-OM-M=117 573 x 1018 km olanmeleğin, omuz-taban mesafesi; ME-OM-TAB-M ne olur? Bu orantıdan ME-OM-TAB-M= ? bulmak için santimetre cinsinden olan ölçümlerin de kilometreye çevrilmesi gerekir. Orantıyı yeniden yazarsak:

KU-OM-M = 14,5 x 10-5 km OMUZ-TAB-M = 143,6 x 10-5 km (insan)
   
ME-KU-OM-M = 117 573 x 1018 km ME-OM-TAB-M=? (melek)

Evrenlerin yaklaşık yarıçapı (melek omuz-taban uzunluğu) ME-OM-TAB-M = 116 438 x 1019 km = R** olarak elde edilir.

Yukarıda, a) Birinci Çözüm / Tam Hesap: Evrenin Yarıçapı başlığı altında elde ettiğimiz evrenlerin yarıçapı R* = 117 573 x 1019 km ile b) İkinci Çözüm / Yaklaşık Hesap: Evrenin Yarıçapı başlığı altında elde ettiğimiz yaklaşık yarıçapR** = 116 438 x 1019 km olarak ortaya çıkmıştır. Evrenlerin iki yolla; iki hadisle elde edilen yarıçaplarını yaklaşık olarak eşitleyebiliriz: R* R** Elde ettiğimiz bu yakın sonuçlar, evrenlerin yarıçap hesabının bir doğrulaması olarak da görülebilir.

SONUÇ

1) "Evrenlerin yarıçapı"nı hesaplama yöntemimizi tekrar özetleyecek olursak; önce MEARİC(70)/4 ayetinden yararlanarak melek hızı MH = "5,4 Trilyon km/sn. olarak hesaplanmıştır. İkinci aşamada, bu "melek hızı"nı kullanarak, iki hadisin "zaman mesafeleri" tanımından yararlanarak iki yolla evrenlerin yarıçapı; (R*, R**) hesaplanmıştır.

2) R* = 117 573 x 1019 km; R** = 116 438 x 1019 km olarak elde edilmiştir. Bu iki yarıçap; 1019 cinsinden aynıdır. Sadece katsayılar farklıdır, ancak bu katsayılar da oldukça birbirine yakındır. Bu iki değerin az da olsa farklı olması gerekir, çünkü birisi "kesin hesap"la, diğeri ise "yaklaşık hesap"la elde edilmiştir.

3) Evrenlerin yarıçapı R* = 117 573 x 1019 km idi. Bunu "ışık yılı"na çevirirsek; R* = 123,761,052,600 ışık yılı eder. Bu da yaklaşık olarak R*≈ 124 milyar ışık yılı demektir. Astrofiziğin evrenin yarıçapı için öngördüğü 42 milyar ışık yılı,bir alt sınırdır. Yani evrenin yarıçapı 42 milyar ışık yılından daha az olamaz, denmektedir. Bizim bulduğumuz evrenin(evrenlerin) yarıçapı ise 124 milyar ışık yılı olarak anlamlı ve tutarlıdır.

4) Burada şunu açıkça vurgulamalıyız ki; vahye dayalı bilgi kırıntıları bile son derece değerlidir. Nitekim bu bilgi kırıntılarına dayanarak birçok isabetli hesaplamalar-sonuçlar elde etmek lütfundan dolayı Sonsuz Yüce Rabb'imize, sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Bugün insanlığın muhtaç olduğu tek şey, ama tek şey; bozulmamış, nefsi-şeytani saptırmalara maruz kalmamış, "şirksiz-sahih vahy"e ulaşmaktır. Bu temiz, şirksiz vahyin kaynağı Kur'an, PeygamberiMuhammed(s.a.v.)dir.

5) Bozulmuş, karıştırılmış ve miadı dolmuş dinleri-yolları-kaynakları izleyenlerin; özellikle nefsi-dünyevi hegemonyaları peşinde koşanların ve insanlığın beynini "şeytani masallar, hikayeler ve propagandalar"la zehirlemeye çalışanların yakın geleceği büyük hüsran olacaktır. Unutulmasın ki Vahye ve vahyin temiz kaynaklarına koşan kurtulacak, Gerçek Vahye-Kur'an'a kör olanlar, ona sırtını dönenler adı-sanı ne olursa olsun Yaklaşan Saat'te pişman olacaklar, ancak bu pişmanlıkları hiçbir fayda sağlamayacaktır.

6) Bugün CERN deneyleri de, astrofizik çalışmaları da tıkanmıştır ve bilimsel gelişmelerin yolu ancak evrene ve hayata"Hak Bakış"la açılabilir. Maddeci ve evrimci bakış, çıkmaza girmiş ve yolun sonuna gelmiştir. İnsanlık ve bilim her zamankinden daha çok Vahye muhtaçtır.

Durmadan "Tanrı parçacığı"nı keşfettiklerini söyleyenler, doğru konuşmuyorlar. Bugün bilim, küresel sermayenin hem hizmetkarı ve hem de aldatıcı silahı olarak fütursuzca kullanılmaktadır. Küresel sermayenin yönlendirmesi dışında bağımsız çalışmalara ihtiyaç vardır. Bugün bilimi, bizzat hegemonlar dondurmakta ve amaçlarına hizmet edecek şekilde bilimsel kurumları yönlendirmekte, parayı veren düdüğü çalmaktadır.

Bilinmelidir ki bütün bu aldatmanın ve aldanmanın bedeli insanlık için ağır olacaktır. "Gerçek bilim", Yaratıcı'sının emrindedir, "O'nun Vahyi"yle uyumludur, O'na muhtaçtır ve muhtaç olmaya da devam edecektir. Heyhat nerede ogerçek bilim, nerede o bilim insanları!

7) İlk söz de-son söz de, yaratma da- yönetme de, tüm ilimlerin mutlak ve tam olanı da Allah'a aittir. Yaşam da-ölüm de- diriltme de; ceza da-mükafat da; cennetler de-cehennem de-evrenler de O'na aittir. İşte Evrenlerin-AlemlerinRabb'inin sözü, söylenecek sözlerin özü:

Onun üzerinde 19 vardır.
[MÜDESSİR(74)/30]

Dr. Halil Bayraktar
yaklasansaat.com

28/03/2013

Kaynaklar:  
1) Kur'an
2) Kütübü Sitte
3) Ebu Davud,
 C. 5, H.no: 4727
4) İbn-i Hacer El-Askalni, El-Metalib Ul-Aliye, C. 3, H.no: 3443
5) 
Dr Halil Bayraktar, Büyük Patlama, Evren Teorileri ve "Kur'an Evreni", Yaklasansaat Kitap Serisi, Seri:3, Tuva Yy, İst. Kasım, 2012.
6) Bilim ve Teknik, Eylül 2004, Sayı: 442(Physics Today, Temmuz 2004)
7) "Determining the Anthropometric Characteristics of Turkish People", Ali İşeri, Fatih Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, Aralık 2007.
6) Edward Witten, pbs.org/wgbh/nova/elegant 
8) 
Zeynep Camat, Evreni Dokuyan İplikler Süper Sicimler, Evrim Yy. İstanbul, Eylül, 2008
9) http://en.wikipedia.org/wiki/Observable_universe#cite_note-cornish-12
10) http://en.wikipedia.org/wiki/Universe#cite_note-17
11) http://www.esa.int/esaSC/SEMR53T1VED_index_0_iv.html
12) http://arxiv.org/abs/astro-ph/0310233
13) http://boards.straightdope.com/sdmb/showthread.php?t=527145

14) wikipedia, observable universe makalesi.

İslam'da Kuran'ın gezegen ve uzay bilgisi - Dini Konular - Din ...
Gündem › Dini Konular - Din - Dinler İslam'da Kuran'ın gezegen ve uzay bilgisi - şurada gönderilmiş: Dini Konular - Din - Dinler: İslamda Kuranın gezegen ve uzay .

 

 



 

 

 

 

 


 

 

 

 

 

KUR’AN-l KERİM’İN OKUNUŞ ŞEKİLLERİ
          (TAHKİK   HADR    TEDVİR)
Kıraat imamları, Kur’an-ı Kerim’in üç tarzda okunabileceğini
söylemişlerdir:

1- TAHKİK: Diğer bir adı: Tertil’dir. En ağır okuyuştur. Bu
tarzda tilavet olunurken, her bir harfin hakkı tam olarak verilir. Medd-i
tabiiler birer, diğer fer’i meddler dörder elif miktarı uzatılır. Şedde ve
gunneler, izah edilen miktarınca yapılır. Fakat bu hususta ifrata kaçarak
harekeleri uzatmak, tahrik (sakin harfe hareke vermek), iskan harekeli
harfi sakin kılmak) ve harflerin arasında sekte yapmak gibi bir takım
hatalar yapılmamalıdır.

2- HADR: Tecvid kaidelerine uymak şartıyla, Kur’an-ı Kerim’in
en süratli okunuş tarzıdır. Bu durumda sadece sür’at artar. Fakat hiçbir
şekilde tecvid kaideleri ihmal edilemez. Medler asgariye indirilir. Medd-i
tabii ve medd-i munfasıllar birer elif; medd-i muttasıllar ikişer elif ve
medd-i lazımlar dörder elif -bir rivayette iki buçuk elif- miktarı çekilir.
Meddleri bu ölçülerden aşağı düşürmek caiz değildir. Tahrimen
mekruhtur. Kelimeler birbirine karıştırılmaz, harflerin mahreç ve sıfatları
terk edilmez. Çünkü bu şekilde, yani harfleri birbirine karıştırarak tecvid
kaidelerini ihlal ederek okumak hezreme=tahlit olur ki kesinlikle caiz
değildir, haramdır. Memleketimizde hatim indirilirken ve teravih namazı
kıldırılırken hadr usulü tercih edilmektedir. Fakat bir çok tecvid
kaideleri ihmal edilmekte ve manevi mesuliyet altına girilmektedir. Vakf
edilen yerde az da olsa nefes almak lazımdır. Çünkü, vakf edilen
yerde nefes almadan durup tekrar devam edilirse, sekte meydana
gelmiş olur. Bundan kaçınmak lâzımdır.

Kur’an-ı Kerim’de ne kadar. ( هَؤُلاَءِ ) varsa, Hadr kıraaatında
bunların ha’sı bir elif, la’sı iki elif miktarı medd edilir. Görünüşte her ne
kadar ikisi de medd-i muttasıl ise de, aslında ( هَا ) sı medd-i muttasıl
değildir. Çünkü ( هَا ) ayrı ( اُولاَءِ ) ayrı bir kelimedir. Dolayısıyla bu kısım
medd-i munfasıl olur. Nedense bir kelime ( هَؤُلاَء ) şeklinde yazılmıştır.
Binaenaleyh İmam Asım ve medleri bir elif çeken imamlar bu şekilde
medd ederler.

3- TEDVİR: Tahkik ile hadr arasında orta bir okuyuşun adıdır. Bu
tarzda ki okuyuşta tecvid hükümleri orta tempolu bir nispette icra olunur.
Mesela: Muttasıl ve munfasıl meddler iki buçuk-üç elif, medd-i lâzım
dört elif miktarı uzatılır. Mahreçler ve harflerin sıfatları katiyyen ihlal
edilemez.
Bu kıraat tarzlarından Hadr: Teravih namazlarında ve üstad
huzurunda hafızlar ders okurken, tedvir: Diğer namazlarda ve mukabele
okunurken, tahkîk ise: Aşrı şerif okurken, öğretim ve alıştırmada tercih
edilir. Fakat bu üç türlü okuyuşu birbirine karıştırmamalıdır. Kıraata,
hangi okuyuşla başlanılmış ise onunla da bitirilmelidir.
Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha
vardır ki, buna herzeme denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine
karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.

www.ilimdunyasi.com
 

KURAN I KERİM OKUYUŞ ŞEKİLLERİ

TERTİL/TAHKÎK

Sözlükte “sözü yerli yerinde uygun ve güzel bir şekilde söylemek” demektir.

Istılahta: “Kuranı açık açık aheste aheste acele etmeksizin okumaya “Tertil” denir.”

Kuran tilavetinde harfleri mahreçlerinden ve sıfatlarına riayet ederek çıkarmak, Meddleri son sınırına kadar uzatmak, Hemze, Şedde, İdğam, Hareke, Sükun, İmale, İhfa, İzhar, İklab, Ğunne vb tecvid kurallarını Vakf’a da riayet ederek okumaya “Tahkik” denir.

Kıraatın en yavaş icra edildiği okuyuş şekli olan bu tarzda Medd-i Tabii’nin dışındaki bütün Meddler 4 elif, İhfa, İklab ve Ğunneli İdğamlar 1,5 elif miktarı uzatılarak okunurlar.

Tahkik Tertil’den biraz daha yavaş bir okuyuş şeklidir. Bu sebeple Tahkik talim ve temrin (öğretmek ve alıştırma yapmak) için, Tertil ise tefekkür için daha uygundur. Tahkik, İmam Hamze ile Verş’in tercihidir.

TEDVİR

Tertil, tahkik ile Hadr arasında bir okuyuş tarzıdır. Tedvir ile kıraat İbn-ü Amir, Asım, Kisai ve Halef’in tercihidir.

Tedvir ile okuyuşta Medd-i Muttasıl, Medd-i Munfasıl, Medd-i Arız üçer elif; Medd-i Lazım ise 4 elif uzatılarak okunur. Diğer hükümler Tertil ile aynıdır.

Vakit namazlarında tercih edilebilir.

HADR

Tecvid kaidelerine uymak suretiyle en hızlı okuyuş biçimidir. Kelimelerin telaffuzlarına hassasiyet gösterilir. Ölçüler asgari düzeyde uygulanır.

Medd-i Tabii, Medd-i Munfasıl ve Medd-i Arız 1 Elif; Medd-i Muttasıl 2 elif ve Medd-i Lazım 2.5 elif uzatılarak okunur.

İbn-i Kesir, Cafer, Ebu Amr, Yakup Ve Kalun’un okuyuş tercihidir.

Hatimlerde, Mukabelelerde Ve Teravihlerde tercih edilir.

Bu kıraat tarzlarından Hadr: Teravih namazlarında ve üstad huzurunda hafızlar ders okurken, Tedvir: Diğer namazlarda ve mukabele okunurken, Tahkîk ise: Aşrı şerif okurken, öğretim ve alıştırmalarda tercih edilir. Fakat bu üç türlü okuyuşu birbirine karıştırmamalıdır.

Kıraat’a, hangi okuyuşla başlanılmış ise onunla da bitirilmelidir.

Bu üç okuyuş tarzının dışında bir de caiz olmayan bir okuyuş daha vardır ki, buna HERZEME denir. Bu okuyuşta harfler, kelimeler birbirine karışır, okuyuş bozuluır. Kur’an-ı Kerim’i, bu şekilde okumak haramdır.

GENEL OLARAK VAKIFLAR DÖRT KISMA AYRILIR

1. IZTIRÂRÎ VAKF الوقف الاضطراري)Tilâvet esnasında meydana gelen, nefes kısılması, unutma veya devam etmeye güç yetmeme gibi herhangi bir zarûrî sebeple yapılan vakfa denir. Böyle durumda mana tamam olmasa bile vakf caizdir. Ancak başlanırken manaya uygun daha öncesinden başlamak gerekir.

2. IHTİYÂRÎ VAKF: ( الوقف الاختياري) Zaruri bir sebep bulunmadan isteğe bağlı olarak yapılan vakıftır.

3. İHBÂRÎ VAKF: (الوقف الاخباري) İmtihan esnasında hocanın herhangi bir kişinin kıraat bilgisini ölçmek için yaptırdığı vakftır.

4. İNZÂRİ VAKF: (الوقف الانظاري ) Bir kelime üzerinde, muhtelif rivâyetleri cemettiğinde, başkasını ona atfetmek için yapılan vakıflara bu isim verilmiştir.

VAKFIN DİĞER ÇEŞİTLERİ

1. VAKF-I ĞUFRÂN: Peygamber efendimizin dua ve niyazda bulunmak maksadıyla yapmış olduğu vakıflardır. On yerde bulunduğu rivayet edilmektedir.

Bunlar Mâide 51, En’am 36, Secde 18, Ya’sin 12, 30, 52, 61, 81, Mülk 19.

2. VAKF-I CİBRÎL: Vahy meleği olan Cebrâil’in (a.s) vahy esnasında yapmış olduğu vakflara denir. Aynı zamanda bunlara vakf-ı münzel de denilmektedir. Sayıları konusunda ihtilaf bulunsa da meşhurları sekiz tanedir. Bunlar: Bakara 120, 276, Âl-i İmrân 7, 95, Enâm,36, 124, Araf, 187, Yasîn 51.

3. VAKF-I NEBÎ: Peygamber efendimizin vakf yaptığı yerlerdir. Bunların sayısı ihtilaflı da olsa dokuzu meşhur olmuştur. Bakara 148, Al-i İmrâ 7, Yunus 2, 52, Nahl 4, Kadr 2, 4, Nasr 3.

4. VAKF-I BEYÂN: Feth sûresi 9. ayetinde bir birini takip eden iki zamirden birincisinin Rasülüllah’a ait olduğunu göstermek için وتوقروه ifadesinde durulur. İkinci zamir de Allah’a döner. Tevbe sûresi 40. ayette de سكينته عليه ifadesinde zamiri Hz. Ebû Bekr’e döndüğü için durulması durumudur. Yine Yusuf sûresinin 27. ayetinde فكذبت ifadesinde Hz. Yusuf’un doğrulardan olduğunu vurgulamak için durulması vakf-ı beyandır.

VAKF

YAPILDIKLARI YERE GÖRE VAKFIN KISIMLARI

Ebû’l-Âlâ tarîkına göre, Cumhûr Ulemanın benimsediği vakf, şu şekilde kısımlara ayrılmıştır.

1. VAKF-I TAM (الوقف التام):Nahiv kaidelerine göre sözün son bulduğu kendisinden sonrası ile lafız ve mana açısından alakası bulunmayan yerde yapılan vakıftır. اولئك هم المفلحون da durmak gibi. Genelde olayın sona erdiği yerlerde bulunurlar. Bu durum ayet sonunda olabileceği gibi ayet ortasında da olabilir. لقد اضلني عن الذكر بعد اذ جائني Bu gibi yerlerdeki durmayı Secâvendî vakf-ı lâzım olarak ifade eder durmak vaciptir. Durulduğunda geriden alınmaz.

2. VAKF-I KÂFÎ (الوقف الكافي): Bir cümlenin, lafzının veya kelime dizisinin nihâyet bulduğu, fakat mâna itibariyle daha sonraki cümle ile alâkalı olduğu yerde vakfetmeye denir. Genel olarak fasılalı ayetlerde bulunur. وما انزل من قبلك (Bakara 2/4) gibi. Bu gibi yerlerde de durmak evlâdır. Durulduğunda geriden alınmadan devam edilir.

3. VAKF-I HASEN (الوقف الحسن): Kelâmın tamam olmakla beraber kendinden sonrası ile lafız ve mana itibâri ile alakası bulunan yerde yapılan vakıftır. بسم الله - صراط الذين انعمت عليهم de durmak gibi. Vakfedilen yerler eğer ayet ortası ise geriden alınarak devam edilirken ayet sonlarında geriden alınmadan kıraate devam edilir.

4. VAKF-I KABÎH (الوقف القبيخ): Kelâmın tamam olmadığı ve bir mananın anlaşılmadığı yerlerde vakfetmeye denir. إن الله لا يستحي بسم رب الحمد gibi kelimelerde yapılan vakıftır. Bir zaruret olmaksızın böyle yerlerde durmak caiz değildir. Durulduğu taktirde muhakkak geriden alınarak başlanır.

 

 

 

 

Kur'an tertîl üzere nâzil olmuştur, tertîl üzere okunmalıdır

Hz. Peygamber (asm); "Allah cc,  Kuran'ı indirildiği şekilde okuyanı sever." sözleriyle Kuran'ı tertîl ile okumayı teşvik etmişlerdir. (İbnü'l-Cezerî). 
Nitekim Kur'an-ı Kerim'deki "Kuran'ı açık açık, tane tane (tertîl ile) oku." (Müzzemmil, 4) ayet-i kerimesi de bu konuyu açık bir şekilde anlatmaktadır. Âlimler bu ayetle ilgili olarak bazı yorumlarda bulunmuşlardır. 
Fahreddin Râzi; "Kuran'ı tertîl ile okumak; manasını anlayarak, ayetlerin içerdiği gerçekleri iyice düşünerek okumaktır. Allah'ın (cc) azametini belirten ayetleri, bu azameti gönlünde hissederek, tehdid ve müjdeyi içeren ayetleri de, ümit ve korku duygularıyla dolup taşarak okumaktır." demektedir. 
Gazâli de, Kur'an okumaktan maksadın, manasını anlamak ve üzerinde düşünmek olabileceğini; bunun için de Kuran'ın tertil üzere okunmasının gerekli olduğunu vurgulamıştır. (İhyâ-i Ulumiddin) 
Bu açıklamalar ışığında: Kuran'ın tertîl ile okunmasını; onun anlamını düşünerek, harflerin çıkış yerlerine ve tecvide dikkat ederek, anlamına göre sesi yükseltip alçaltarak, bir hadiste belirtildiği gibi, hitap ifade eden yerlerde karşıdakine hitab eder gibi bir ses tonuyla, durulacak yerde durup, geçilecek yerde geçerek, ağır ağır, Kuran'ın gerçek amacını hem duyup, hem de dinleyenlere duyurarak okumaktır, şeklinde açıklayabiliriz. (Ali Ünal, Kuran'da Temel Kavramlar)

Kur'an yedi harf ve yedi kıraat üzere okunabilir

Hz. Peygamber'in (asm); "Kur'an yedi harf üzerine nâzil olmuştur. Bunlardan kolayınıza geleni okuyunuz!.." manasıyla açıklanan sözleri kıraatin çeşitlerini ifade eder. Hadis; Hişâm b. Hakîm'in namazda Furkan suresini, kendi başka bir okuyuşla okuduğuna şahid olan Hz. Ömer'in, Hişâm'ı yakapaça ederek Peygamber'in (asm) bildiğinden huzuruna çıkarması üzerine söylenmiştir. (Fedâîlu'l-Kur'ân) 
Hadisteki "Yedi Harf"ten maksat: Kur'an-ı Kerim'in okunuş tarzları olarak, Allah (cc) tarafından nâzil olan farklı ve birden fazla olan kıraatlardır. Bunlardan her hangi birisini okumak, nâzil olan Kuran'dan bir kısmını okumak demektir. İşte bu farklı okunuşların, Kuran'da yediye kadar çıktığı, İbn Kuteybe (276/889), Ebu'l-Fadl er-Râzi (454/1062) ve İbnu'l-Cezerî (833/1429) gibi büyük âlimler tarafından, ayrı ayrı örnekler verilmek suretiyle ortaya konulmuştur. Özel olarak da, Kuran'ın bazı kelimelerinde aynı durum mevcuttur. Ancak bu farklı durumun, Kuran-ı Kerim'in her kelimesinde olması ve aranması da gerekli değildir. (Abdulaziz b. Abdulfettâh el-Kârî, Hadisu'l-Ahrufi's-Seb'a; Mecelletu Kulliyyeti'l Kur'ani'l-Kerîm, el-Aded) 
Asr-ı Saadet'te sahabeler arasında kıraatlarda bazı farklılıklar görülüyordu. Bunlar, Kıraat ilminin ikinci kaynağı olarak belirlenmiştir. Bu farklılıkların çözümü için, Hz. Peygamber (asm) sahabeler arasında hakemlik yapmış ve her iki tarafın da okuduğunu: "Böyle de nâzil oldu." mealindeki sözleriyle onaylamıştır. 
Hişam b Hakîm ile Ömer b. Hattâb arasında, Furkan suresiyle ilgili olarak geçen ihtilaf bunun en çarpıcı örneğidir. (Buhâri, Fedâilu'l-Kur'an) 
Hz. Osman zamanında, yine kıraatlar konusunda ve yine sahabeler arasında çıkan farklı okuyuşlar Hz. Osman'ı imam mushafları toplamaya yöneltmiştir. 
Hz. Osman'ın çoğalttırarak Mekke, Medine, Küfe, Basra ve Şam gibi şehir merkezlerine gönderdiği mushaflarda mukayyed bulunan yazım (yani resmi hat) farklılıkları da, Kıraat ilmi kaynakları arasında görülür. 
Sahabe ve Tabiîn ile Tebe-i Tâbiîn'den olarak, sika, yani güvenilirlik özelliğine sahib olan âlimler tarafından nakledilen ve hiç bir itiraza da uğramaksızın, İslam ümmetince kabul gören kıraat ihtilafları da bu kaynaklardan sayılmaktadır. (el-Hâc Muhyiddîn Abdulkâdir el-Hatîb)

Kıraatın Kısımları

Kıraat ilminin ileri gelen âlimlerinden İbnu'l-Cezerî, Kur'an-ı Kerim'in kıraatlarını Mütevatir kıraatlar; Sahih kıraatlar; Şaz kıraatlar diye üç kısma ayırarak hükümlere bağlamıştır: 
Mütevatir kıraatları belirlemek için şu üç özelliği tesbit etmiştir. 
1) "Kur'an" diye okunacak kıraat vechinin, bir tek îrab yönüyle de olsa, Arapçaya uygun olması. 
2) Halife Hz. Osman (ra) tarafından çoğaltılarak Mekke, Medine, Küfe, Basra ve Şam'a gönderilen imam mushaflardan birinin yazı şekline, takdiren de olsa uygun düşmesi. 
3) O okuma şeklinin yani vechin bizlere kadar tevâtür yoluyla gelip ulaşmış olması. (İbnu'l-Cezerî) 
"Bir tek îrab yönüyle de olsa, Arapçaya uygun olması" ifadesi: "Sened zinciri bakımından tevâtür derecesine varan, yazı şekli bakımından da Hz. Osman (ra) mushaflarındaki şekle uygun olan bir telaffuz olayının, lugat âlimlerince bilinmemiş olsa bile, Arab edebiyatında bir kullanımının kesinlikle var olması" şeklinde anlaşılmalıdır. (Abdulaziz b. Abdulfettâh el-Karî) 
İkinci maddedeki "takdiren"den maksat ise, Kuran'a mahsus olan bir yazı şeklinin, birden fazla okunabilme özelliği taşıması demektir. Mesela: Bu maddede söz konusu edilen mushafların hepsinde de, aynı şekilde yazıları bazı kelimelerin, bulundukları farklı surelerde farklı ve müteaddid okunuşu, işte bu "takdiren" lafzının anlamıdır. Fatiha, Âli İmran ve Nas surelerindeki (S) şeklinde yazılmış bulunan bu kelimenin, şekli değiştirilmeden Fatiha’da "Meliki" ve "Mâliki", Âli İmran'da "Mâliki" ve Nâs'da da "Meliki" telaffuzlarıyla okunması, durumun en çarpıcı örneğidir. 
Buradaki "tevatür"den maksat, "yalan üzerinde birleşmeleri aklen ve adeten caiz ve mümkün görülmeyen, sayı bakımından da çok olan bir cemaatın görülmüş yahut ta işitilmiş bir şeye dair verdiği haberdir ki, işitenler üzerinde haber verilen şey hakkında kesin bilgi ifade eder." (Nevevî, Riyâzu's-Sâlihîn) 
İşte, günümüzde bu üç özelliği (bu üç rüknü) kendisinde taşıyan kıraatlar, "Kıraat-ı aşere"den başkası değildir. Bu kıraatlar yani "On Kıraat", bütün İslam dünyasınca itirazsız kabul gören, okunan ve okutulan kıraatlardır. Bunlara: "On İmamın Kıraatı" yani: "On İmamın Okuyuşu" veya orijinal adıyla-: Kıraatu'l-E'immeti'l-Aşera" denilmektedir. (İbnu'l-Cezerî) 
Bu terimler arasında geçen "İmam" kelimesinden maksat: Öncelikle Kur’an-ı Kerim'in hâfızı olan; ikinci olarak da, kıraat ve i'rab vecihlerinin detaylarını bilen; üçüncüsü, kelimelerin lugat ve ıstılah manalarını anlayan; dördüncüsü, kıraatlardaki kusurları çok iyi gören ve kaynakları iyice tarayabilen âlimlerdir. Bir diğer ifadeyle: İslam dünyasının her tarafından, Kuran'la ilgili bilgileri almak isteyen herkesin, kendilerine başvuracağı kudretli âlim ve fâzıl kimselerdir. (İbnu Mucahid, Kitâbu's-Seb'a) 
Mütevatir kıraatları, bu vasıflara sahib olan imamlar, nesilden nesile ve kuşaktan kuşağa gerçek anlamıyla ve hakkını vererek aktarmak suretiyle, günümüze ulaştırmışlardır. Bu Mütevatir "On Kıraat"ın her biri, kesinlik ve makbuliyet bakımından, diğerinden farksızdır. Çünkü bunlar, Sahih kıraatlardır. Reddedilmesi caiz olmadığı gibi, inkar edilmeleri de helal değildir. İşte bu özelliklerinden dolayı da, bu kıraatları insanlığın kabul etmeleri ve bunlarla amel etmeleri vacibtir. (İbnu'l-Cezerî) 
Türkiye’de yaygın olan kıraat ise Asım kıraatidir.